Resesyon nedir? Resesyonun etkileri ve nedenleri...

Resesyon, ekonomi ve finansla ilgilenen birçok kişinin duyduğu bir terimdir. Sözlük anlamı ‘durgunluk’ olan resesyon ne demektir, ekonomiler nasıl resesyona girer sorularının cevaplarını haberimizde bulabilirsiniz.

Resesyon nedir? Resesyonun etkileri ve nedenleri...

Resesyonun sözlük anlamı durgunluk olmakla birlikte, bir ülkenin ekonomik hareketliliğinin en az altı ay süreyle gerilemesinden ötürü Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının düşmesi, ekonominin duraklaması ve ekonominin daralmasıdır. Bu daralma ılımlıdır. Eğer daralma ılımlı değil de şiddetli olursa buna da depresyon denilmektedir.

Bir ülkenin ekonomisinin resesyona girmesiyle ekonomi duraklar ve hatta geriler, arz-talep dengesi bozulur, talep azarlı, bunu takip eden süreçte arz azalır. Arzın azalması üretimin azalması anlamına da geldiği için işsizlik artar. Büyüme oranındaki her 1 puanlık gerileme 80 bin ile 100 bin arasında kişinin işsiz kalması anlamına geliyor. Bu süreçte yeni yatırımlar azalır, yatırım yapmak isteyenler beklemeye geçer. Siyasi ve küresel etkilerin istikrarlı olduğu varsayılırsa resesyon, 9 ay ile 15 ay arasında ekonomiyi etkiledikten sonra sona erer. Bu sürecin ardından ekonomi tekrar canlanmaya başlar, arz-talep dengesi kurulur, yeni yatırımlar yapılmaya başlar ve yeni istihdam alanları oluşur.

Resesyon eğer sanayi ve ekonomik açıdan gelişmiş bir ülkede meydana gelirse eldeki stok ürünler daha düşük fiyatlarla satılır. Bu durum da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin o malları daha ucuz alacağı anlamına gelir.

Resesyonun etkileri nelerdir?

Resesyonun en büyük etkisi ülke ekonomisi küçülür. Bu yüzden Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla negatif büyür.

Ülkenin para birimi değer kaybeder.

İthal ürünlerin fiyatları artar. Bu durumda da enflasyon yükselir. Enflasyonun beklentilerden fazla yükselmesi halkın alım gücünü düşürür.

Üretim azalır. Bundan dolayı işsizlik artar.

Borsa geriler.

Ekonomi neden resesyona girer?

Yukarıda resesyonun sonuçlarını anlattık. Aslında o sonuçlar resesyonun da temelini oluşturmaktadır. Bir ülke ekonomisinin resesyona girmesi için üst üste en az iki çeyrekte (6 ay) düşüş trendinden olması gerekir.

Eğer ekonomik büyüme nüfus artışından düşükse, kişi başı milli gelir artmıyorsa, işsizlik artıyorsa, faizle yüksek olduğu için yeni yatırımlar yapılamıyorsa, ekonomik hareketlilik durağansa ve gerileyen bir durumdaysa, üretim azalıyorsa ülke resesyona girer. Ülke resesyona girince de yukarıda saydığımız etkenler daha da artar. Ekonomi kısır bir döngüye girer.

Resesyondan nasıl çıkılıyor?

Ülke ekonomisi resesyona girdiği zaman alım gücünün düşmesi ve işsizliğin artması nedeniyle talep düşer. Ekonomi yönetimleri resesyon zamanlarında çeşitli savunma mekanizmalarını devreye sokar. Örneğin, özel sektör harcamaları azalacağı için kamusal harcamaları artırmak yoluna gidilir. Kamusal harcamalar artacağı için özel sektöre iş imkanı doğmuş olacak, üretim yapılabilecek ve ekonominin çarkları dönmeye devam edecek.

Diğer bir yol ise faiz oranlarının indirilerek yatırımları, harcamaların ve tüketimin önü açılmaya çalışılır. Halkın para harcaması arz-talep dengesinin kurulmasını sağlayacağı için üretimde artış yaşanılacak, işsizlik artış oranı azaltılacak ve piyasada nakit akışı sağlanmış olacaktır.

Üçüncü bir yol olarak da kamu harcamalarını artırmadan vergilerin azaltılmasıdır. Bu politika ne kadar geniş tabanlı olursa, olumlu anlamda o kadar çok kişiyi etkileyeceği için yatırım ve tüketimin önünü açmış olacaktır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER