Hong Kong, askerî müdahaleyi kaldırabilir mi?

Hong Kong'un ekonomisi, Pekin'den gelen askerî müdahaleyi kaldırabilir mi?

Zaman zaman polis ile göstericiler arasında çatışmaların dahi yaşandığı gösteriler, Hong Kong'daki ekonomik ve finansal dengeleri altüst etti. 

Ekonomistlere göre, Hong Kong, 2019'un üçüncü çeyreğinde, halihazırda, teknik bir resesyona girdi. Ülkenin yakın zamandaki ekonomik görünümü, süregelen ABD-Çin ticaret savaşlarıyla birlikte, bulanık görünüyor. 

Yasa tasarısını çektiğini açıklayan Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam, protestocuların Lam'in istifası ve genel oy verme yetkisi gibi taleplerini karşılamaya yetmedi. Bu durum, Pekin'den gelebilecek bir askeri müdahalenin olasılığını artırıyor. Analistler, bu olasılığın sonuçlarının ise, iki ana yoldan gerçekleşebileceğini düşünüyor.

Bunlardan ilki dış politikadaki değişiklikler. Pekin, Hong Kong’un 1997’de İngiltere’den devredilmesinden bu yana yürüttüğü 'bir ülke, iki sistem' modelinin, 1997’den beri  yürürlükte olduğunu açıklamasına rağmen, yabancı hükümetler aynı fikirde değil.

Hafta başında yasa tasarısının geri çekilmesinin ardından gerçekleşen protestoların şiddetinin artması ve ülke geneline yayılması üzerine, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, protestoların devam ettiği Hong Kong'un uzun vadeli kredi notunu AA'dan AA-'ye düşürdü.

Hong Kong'un notunun negatife düştüğünü belirten Fitch, ileride daha fazla kredi notu düşmesi yaşanabileceğinin sinyallerini verdi. Fitch, 'bir ülke, iki sistem' kavramının korunacağına inanıyor fakat Hong Kong'un Çin'le olan ekonomik, finansal ve sosyopolitik linkleri, Çin'in ulusal yürütme sistemine entegrasyonunu ima edeceğini düşünüyor. Bu durumun sonucunda da Fitch, ileride daha büyük mevzuatsal ve kurumsal sıkıntılara yol açacağını düşünüyor. 

Ekonomistler, devam eden olayların, Hong Kong'un yönetim sisteminin ve hukukun üstünlüğünün kalitesi ve etkinliğine ilişkin uluslararası algılara uzun süreli zarar verdiğini ve iş ortamının istikrarını ve dinamizmini sorguladığını belirtiyor.

Askerî müdahalenin bir başka sonucu da, herhangi bir kapitalist ekonominin gelişmesi için çok önemli bir ön şart olan, Hong Kong yargısının bağımsızlığını yıpratmak olacak. Analistler, Hong Kong'un hukukun üstünlüğüne dayalı bir ekonomiye sahip olma konusundaki itibarının kalıcı olarak zarar görebileceğini söylüyor.

Peki sermaye nereye gidecek?

Analistler, Singapur'un bu durumdan büyük fayda sağlayacağını düşünüyor. Tayvan'ın ise, çok fazla engelden ötürü bu durumdan faydalanamayacağını söylüyor. İş seyahatinde olanlar ve konferans organizatörleri toplantıları ve etkinlikleri Hong Kong'dan uzaklaştırırken, Singapur'un otel doluluk oranları, 10 yıldan daha uzun bir süre içerisinde en yüksek seviyesine ulaştı. Uzmanlar, Bangkok ve Kuala Lumpur'un alternatif destinasyonlar olarak da ortaya çıkabileceğini değerlendiriyor. 

Ancak bu şehirlerin hiçbiri, Hong Kong’un güçlü finans sektörüne yakınlık sağlamıyor. Bu, Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası'na güvenen Çin ve Çin şirketlerinin uluslararası ticarete daha da yoğunlaşmalarına neden olacak.

Analistler, şu gerçeğin de ayrıca altını çiziyor: Hong Kong, Çin anakarası ile dünyanın geri kalanı arasında hâlâ değerli bir kapı.

Güncelleme Tarihi: 07 Eylül 2019, 17:52

İrem Çorum

İrem Çorum, 1995 İzmir doğumludur. İlköğretim ve lise eğitimini İzmir’de tamamladıktan sonra ODTÜ İktisat bölümünü bitirmiştir. Habernediyor ekibinde ekonomi haberleri yazmaktadır ve ODTÜ İktisat bölümünde yüksek lisansına devam etmektedir.


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER