Finans uzmanı, TL kullanıcılarını uyardı

Finans uzmanı Murat Özsoy, FED’in faiz artırımına hazırlandığını belirterek TL’nin bundan sonra daha zor sınavlardan geçeceğine dair uyarılarda bulundu. 

EKONOMİ 15.04.2022, 13:45 15.04.2022, 14:23 Başak Çetin
Finans uzmanı, TL kullanıcılarını uyardı

Finans uzmanı Murat Özsoy, ABD Merkez Bankası (FED) tarafından sinyalleri verilmeye başlanan “mayıs ayında 50 baz puanlık faiz artırımı” ve TL’nin bundan nasıl etkileneceği hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Gelişmekte olan ülkelerin FED’in kararı karşısında politikalarını sıkılaştıracaklarını ve faiz artırımına gideceklerini kaydeden Özsoy, Türkiye’nin ekonomi yönetimini de açık açık uyardı.

“ABD, 2021 sonunda duyurduğu adımlarını atıyor”

“ABD Merkez Bankası FED, 2021 senesinin sonlarında, FED Başkanı Powell’ın söylemlerinde de dile getirdiği ekonomik genişlemenin sonlandırılması politikasını 2022 itibarıyla başlattı. Bu politika bir yandan tahvillerin geri alımını yavaşlattı diğer yandan da politika faizini artırarak ekonomiyi desteklemeye başladı. Özellikle politika faizinin artırımı yönünde mayıs ayında 50 baz puanlık bir artış bekleniyor ki ancak bu şekilde mevcut politika daha da desteklenebilir. Tahvil geri alımının da sonlandırılması yoluyla birlikte ekonomik genişlemenin sonlanması, yani diğer bir tabirle bilançoda küçültmeye gidilmesi operasyonunun ne olduğunu ve sonrasında neler olabileceğini anlamak için hafızaları tazelemek gerekiyor.”



“Piyasaya verilen likiditenin geri alınma vakti geldi”

“Küreselde etkili olan koronavirüs salgını sebebiyle likidite darlığı yaşanmıştı. FED, buna çözüm olarak parasal genişleme politikasını başlattı ve tahvil alımıyla birlikte piyasaya likidite verdi. FED açısından baktığımızda Mart 2020 döneminde 4 trilyon dolar olan bilanço büyüklüğü şu anda 9 trilyon dolar seviyesinde FED tahvil alımlarının sonucunda piyasaya bırakılan paralar da bankalar aracılığıyla hane halklarına ve şirketlere ‘uygun şartlar altında’ kredi olarak aktarıldı. Salgının etkisinin büyük oranda ortadan kalkması ve neredeyse büyük oranda normalleşme yaşanması da bol likiditenin yol açtığı enflasyonist ortamı doğurdu. Bu sebeple piyasaya verilen likiditenin artık geri çağırılma dönemi geldi. Ayrıca şunu da hatırlamakta fayda var ki FED’in bu bilanço büyültme adımıyla birlikte gerek ABD gerekse Avrupa’daki finans uzmanları ve ekonomistler, bu politikanın gelecekte (yani bu günlerde) enflasyon yaratacağı endişelerini dile getirmişlerdi. Ancak o dönemde gerek Avrupa Merkez Bankası ECB gerekse ABD Merkez Bankası FED, küreselde likidite sıkışıklığı yaşandığını ve önceliklerinin bunu çözmek olduğunu; enflasyonun ise sonrasında düşünülecek konu olduğunu dile getirmişlerdi.”

Küresel ekonomiyi bundan sonra neler bekliyor?

“FED’in küresel ekonomiye büyük etkileri ise işte şimdi başlıyor. Tüm dünyada halihazırda yüksek olan enflasyon, hükümetlerin en fazla mücadele ettiği konu oldu. ABD’de her ay açıklanan enflasyon oranı bile son 40 senenin yeni rekorunu kırdı. Bunun ardında elbette çeşitli sebepler var. Tedarik zincirindeki problemler, enerji ve gıda fiyatlarındaki hızlı ve önlenemeyen yükselişler, yüksek talep karşısındaki arz kısıtları, Ukrayna ile Rusya arasında patlak veren savaşın sebep olduğu girdi maliyetleri artışı ve daha pek çok sebep sayılabilir. Yüksek enflasyon ile mücadele etmek amacıyla Merkez bankaları, ellerindeki en güçlü silah olan faiz oranlarını kullanıyor. Merkez Bankaları, enflasyon ile savaşabilmek için ellerindeki silahı kullanarak ekonomiyi soğutmaya ve talepleri dizginlemeye çalışıyor. Bunun sonucunda bazı ülkeler enflasyonlarını geriletmeye önümüzdeki aylardan itibaren başlayacaklar.”



“FED artık piyasadan yüklü miktarlarda dolar çekecek”

“FED, uyguladığı politikanın sonuna geldi. Salgın döneminde parasal gelişmenin aksi yönünü uygulamak için kolları sıvayan ABD Merkez Bankası artık piyasadan yüklü miktarlarda dolar çekerek tahvilleri kurumlara iade edecek. Yani piyasadaki bol likidite artık azalmaya başlıyor. Bilanço küçültme operasyonunun ardından ise piyasadaki bol likiditeyi çekmenin yanı sıra başka adımlar da atılacak. Hem küresel çapta hem de ABD bünyesinde ödenmesi mümkün olmayacak kadar büyük borçlanmalara gidilmeyecek. Bilanço Mart 2020 döneminde 4 trilyon dolar iken bugün 9 trilyon dolara yükseltilmesi de bu aşırı borçlanmanın ne boyuta kadar geldiğinin ne bir göstergesi oldu. Böylelikle FED, yüksek enflasyonist ortamda ayrıca da küresel çapta aşırı borçlanmadan kaynaklı riski de gündeme taşımamış olacak.”

“TCMB’nin politikasından sonra TL’yi daha zor günler bekliyor”

“ABD’nin bu politikasının gelişmekte olan ülkeler ve özellikle de Türkiye üzerindeki etkilerine baktığımızda ise gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin ABD doları karşısında daha da güçlenmesinin mümkün olduğunu görüyoruz. Özellikle mayıs ayında 50 baz puanlık faiz artışı yaşanırsa bu sıkı para politikası daha da güçlenecek ki bu da gelişmekte olan ülkelerin kendi içlerinde sıkı para politikası güderek denge bulmaya çalışmalarına vesile olacak. Türkiye’deki ekonomi de henüz TL’nin tam anlamıyla fiyat istikrarına kavuşamamış ve nefes alamamışken sıkılaşmaya gitmemesi yani faiz oranının yüzde 14’te sabit tutulması, ülkemizin para biriminin hızla değer kaybetmesine sebep olacak. Özellikle mayıs ayından itibaren TL’nin ABD doları karşısında hızlı düşüşü söz konusu olacak.”

Yorumlar (0)
17
hafif yağmur