1929 Ekonomik Bunalımı çalışan kadınları nasıl etkiledi?

1929 yılında yaşanan Dünya Ekonomik Bunalımı ile birlikte daha fazla kadın iş sahibi oldu ancak bu durumun olumsuz boyutları da vardı. Yalnızca ‘kadın işi’ olarak değerlendirilen bu işler düşük ücretli işlerdi. Kadınlar arasındaki ayrımcılık da bu dönemde zirveye ulaşmıştı.

1929 Ekonomik Bunalımı çalışan kadınları nasıl etkiledi?

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sırasında, borsa çöküşünün yaşanmasıyla birlikte milyonlarca ABD’li işini kaybetti. Ancak bir grup için istihdam oranları yükselmişti: kadınlar.

1930’dan 1940’a kadar ABD’de çalışan kadınların sayısı yüzde 24 oranında artarak 10,5 milyondan 13 milyona çıktı. Kadınların yüksek istihdam oranlarının temel nedeni, ‘kadın işi’ olarak adlandırılan işlerin borsa çöküşünden daha az etkilenen sektörlerde yer almalarıydı.

Kömür madenciliği ve ithalat gibi erkeklerin baskın olduğu sektörler oldukça fazla zarar görmüştü.  Kadınlar ise bu iş kayıplarından izole olmuş gibiydi, çünkü hizmetçilik, öğretmenlik ve büro işleri gibi daha istikrarlı sektörlerde çalışıyorlardı.

Ekonomik bunalım sırasında ‘kadın işleri’

1930’lara gelindiğinde daha fazla sayıda kadın iş gücüne yavaş yavaş dahil olmaya başladı. Daha önce eve ekmek getiren binlerce erkek işlerini kaybederken ekonomik bunalım, kadınları acil bir şekilde iş bulmaya doğru itti.

1929 ve 1939 yılları arasında evlilik oranlarında görülen yüzde 22’lik bir düşüş, aynı zamanda daha fazla bekâr kadının da kendisine bakması gerektiği anlamına geliyordu. Kadınların çalıştığı ücretler düşük ücretli ve daha az değişkendi.

1940’a gelindiğinde tüm kadınların çalıştıkları işler 10 kataloğa ayrılmıştı. Beyaz kadınlar hemşirelik, öğretmenlik ve devlet hizmeti gibi işlerle uğraşırken, siyahi ve İspanyol kadınları genellikle ev işleriyle ilgileniyordu.

Hükümetin Yeni Anlaşma kapsamında hızlı bir şekilde genişlemesi kadınların doldurmak için akın ettiği sekreterlik pozisyonlarına olan ihtiyacı artırdı ve sınırlı olmakla birlikte yeni iş imkânları yarattı.

Dünya Ekonomik Bunalımı sırasında kadınlar, ABD başkanının eşi Eleanor Roosevelt gibi güçlü bir taraftara sahipti. Eleanor Roosevelt, eşi Franklin Roosevelt ile daha fazla kadının hükümette istihdam edilmesi için görüşme yaptı.

Çalışma Sekreteri Frances Perkins, kabinede görev alan ilk kadın ve Sosyal Güvenlik Yasası’nın arkasındaki itici güç olmuştur. İronik olarak, Perkins seçkin bir işe sahipti ancak iş için mücadele eden evli kadınlara karşı çıkıyor ve eşleri tarafından da desteklenebilecekleri için onları davranışlarını bencillik olarak görüyordu. 1932’de çıkarılan Federal Ekonomi Yasası, Perkins’in düşüncesini destekler nitelikteydi. Bu yasaya göre, evli bir çiftin her iki bireyi de federal hükümet için çalışıyorsa, bu duruma son verilecekti.

Kadınlara yönelik ayrımcılık

Çalışmayı sürdüren kadınlar için, makul bir maaş alma mücadelesi zorlaşıyordu. Ulusal Kurtarma İdaresi’nin maaş yönetmeliklerinin yüzde 25’inden fazlası kadınlar için düşük ücretler belirliyordu. İş Geliştirme İdaresi Başkanlığı’nda kadınlara yönelik oluşturulan işler, dikiş ve hemşirelik gibi daha düşük ücretli işlerle sınırlandırıldı.

Kadınları sendikalara katılmalarına izin veriliyordu ancak politika üzerinde sınırlı bir etkiye sahiplerdi. Sonuç olarak, daha düşük ücretler ve daha az fayda, iş gücünde yer alan kadınlar için bir normdu. Bu, özellikle beyaz olmayan kadınlar için geçerliydi.

Siyahi kadınlar ve ekonomik bunalım

İş gücüne daha fazla beyaz kadının girmesi, siyahi kadınlar için iş ve uygun ücretlerin bulunmasını zorlaştırıyordu. Ayrımcılığın olduğu her yerde, siyahi kadınlar iki kat daha dezavantajlıydı. Daha fazla sayıda beyaz kadın işgücüne giriyordu, çünkü buna mecburlardı. Siyahi kadınlar 1865’ten bu yana iş gücünde yer almaya başlamışlardı. Siyahi aileler hiçbir zaman tek bir ücretle hayatta kalamazlardı.

Ekonomik bunalım sırasında federal yardım alan tüm Amerikalıların sadece beşte biri siyahilerdi. Onlar, özellikle kırsal kesimde bulunan siyahilerdi.

Genellikle siyahi kadınlardan oluşan tarım işçileri ve ev işçileri, emeklilik maaşı ya da sigortaya sahip değillerdi. Onlar 1935 Sosyal Güvenlik Yasası’nın dışarısında bırakılmışlardı. Özel işverenler, onlara daha az ödeme yapabiliyorlardı. Tüm federal yardımları yerel olarak uygulanıyordu, bu da ayrımcılığın oldukça yaygın olduğunu gösteriyordu.

Tüm bu engellere rağmen, Mary McLeod Bethune liderliğindeki ‘Black Cabinet’, Roosevelt’in yeni  ekonomik programı olan ‘Yeni Anlaşma’ adına kurulan temsilciliklerin siyahi bir danışmana sahip olmalarını sağladı. Böylece, hükümette çalışan Afrika kökenli Amerikalıların sayısı üçe katlandı.

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2019, 08:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER