Milli Eğitim Bakanı Özer'den "Aile Okulu Projesi" açıklaması: "Hedef 1 milyon aile!"

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Şiddet ve Medya Çalıştayı”na katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Özer, Aile Okulu Projesini başlattıklarını söyleyerek, "Şu ana kadar 1 ay gibi bir sürede 137 bin aileye ulaştık. Hedefimiz 2022 sonuna kadar 1 milyon aileye ulaşmak" şeklinde konuştu.

EĞİTİM 27.09.2022, 17:01 Ömer Aksan
Milli Eğitim Bakanı Özer'den "Aile Okulu Projesi" açıklaması: "Hedef 1 milyon aile!"

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Şiddet ve Medya Çalıştayı” İstanbul’da başladı. 

Medyada şiddet içerikli program ve yayınlara yönelik farkındalığın artırılması ve söz konusu içerikler yüzünde toplumsal sağlığın zarar görmesinin önüne geçilmesini hedefleyen çalıştaya, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin,  Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Rıdvan Duran, meslek örgütü temsilcileri ve medya yöneticileri katıldı.

“Doğru bilgiye erişim zorlaştı”

Çalıştayda açıklama yapan Bakan Özer, Mersin’de meydana gelen terör saldırısında şehit olan polis memurunun ailesine başsağlığı dileyerek sözlerine başladı. Bakan Özer, şiddet söyleminin medyada öğrencileri de olumsuz etkilediğini, konu ile ilgili bakanlık olarak birçok çalışma gerçekleştirdiklerini açıkladı. 

Gelişen teknolojinin beklentilerin tersine doğru bilgiye erişim ile ilgili yeni sorunlar ortaya çıkardığını söyleyen Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “İletişim teknolojileri akıllandıkça bağımlılığın arzu edilmeyen bir durum değil, tam aksine niyetlenen ve istenen bir durum olduğunu anlıyoruz. Gençlerin dijital bağımlılığın yalnızca online oyunlarla değil, diğer sosyal platformlarının da desteklenmesiyle beraber tüm dünyada gençlerin davranışsal bozukluklarla ya da bağımlılıkla mücadele etme, Amerikan Psikiyatri Birliğinin de 2014’ten bu yana artık tanımladığı davranışsal bağımlılıklarla, bu iletişim platformları arasındaki ilişkiler artık tartışma gündemlerinde yer bulmaya başladı. Bağımlılık arttıkça bireysellik daha çok artmaya başladı. Gençlerimiz mümkün olduğu kadar daha çok yalnızlaşmaya, evde aile bireyleriyle iletişimlerini minimumda tutmaya başladılar. Özellikle Covid-19 döneminde yüz yüze eğitime ara verilmesi bunu daha daha çok pekiştirdi. Bilgiye maruziyet her geçen gün artarken doğru bilgiye erişim ise burada zorlaşmaya başladı. Artık bilgi, hakikat çok daha gömülü, daha erişilebilmesi zor şeyler olmaya başladı. Aslında beklentimiz, teknoloji arttıkça, küreselleşme ile modernleşmeyle birlikte bilgiye erişimin kolaylaştığı bir durum beklerken tam aksine, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bağımlılığın arttığı ve çok azınlıktaki, teknolojiyi üreten bir grubun, dünyanın büyük bir bölümünün tercihine, tepkilerine ve davranışlarına müdahale edebildiği yeni bir sisteme evrilmeye başladı. Bunların en önemli iki meselesi, medyada şiddetin görünürlüğünün artması, ikincisi de doğru bilgiye erişimin zorlaşması. Milli Eğitim Bakanlığı olarak bağımlılıkla ilgili gençlerin mümkün olduğu kadar bağımlılıktan uzak tutma ve sosyalleşme kapasitelerini artırma ile ilgili elimizden gelen gayreti sarf etmemize karşın gerçekten çok meydan okuyucu bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu söylememiz gerekiyor. Bu yalnızca Milli Eğitim Bakanlığının tek başına çözebileceği bir sorun değil. Bütün bakanlıkların, bütün toplumun bir araya gelerek genç neslin, yalnızca akademik becerilerle değil, sağlıklı bir biçimde büyümesi ile ilgili de ortak kafa yorması ve çaba sarf etmesi gereken bir konu olarak ortada durmaktadır” açıklamasını yaptı. 

“En büyük görevimiz iletişim becerileri kuvvetli bireyler yetiştirmek” 

Milli Eğitim Bakanlığı olarak hedeflerinin, öğrencilerin sağlıklı ve iletişim becerileri güçlü bireyler olarak yetiştirmek olduğunu belirten Özer, “Eğitim sisteminin kapsamını düşündüğümüzde, yüksek öğretimi de dahil ettiğimiz zaman 25 milyonluk fırsat penceresi çok kuvvetli olan bir genç nüfusa sahibiz. Gençlerimizin dünyadaki yaşıtları ile rekabet edebilmesi için akademik becerileri güçlü bir biçimde yetiştirmek Milli Eğitim Bakanlığının tek hedefi olamaz. Aynı şekilde onların sağlıklı bireyler, duygusal ve psikolojik gelişimlerini ve iletişim becerilerini güçlendirecek sağlıklı insanlar olarak yetiştirmek de en büyük görevimiz. Bu görevi yaparken çocuklarımızın gençlerimizin şiddet içerikleri ile özellikle çok sıklıkla karşı karşıya kalmaları onların duygusal ve psikolojik durumlarda travmalara sebep olacaktır. Bu travmalar yaşıtlarıyla ilişkilerini etkilediği gibi, okul ortamındaki atmosferinin de bozulmasında etkisi olacak. Şiddeti yalnızca fiziksel bir şiddet olarak tanımlamıyorum. Yanlış ya da doğru olmayan bilginin de hakikate karşı işlenmiş bir şiddet olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“137 bin aileye eğitim verildi. Hedefimiz 1 milyon aileye ulaşmak” 

“İletişimi güçlü bir toplum haline gelmek için yalnızca Milli Eğitim Bakanlığının, Aile Bakanlığımızın değil, İçişleri Bakanlığının değil, bütün bakanlıklarımızın, bütün kurumların, medya temsilcilerimizin sorumlu bir biçimde hareket etmesinde büyük fayda var” sözlerini kullanan Bakan Özer, Milli Eğitim Bakanlığı olarak attıkları adımlardan söz etti. Özer, “Bu konuda biz bakanlık olarak, özellikle medyada şiddet, yanlış bilgi konusunda önemli adımlar atıyoruz. Bunlardan biri RTÜK Başkanımızla yürüttüğümüz medya okuryazarlığı seçmeli dersidir. Eğitim sistemimizde okuryazarlık seçmeli dersimizi gençlerimizin doğru bilgiye ulaşımını, medya okuryazarlık seviyesini artırma ve doğru bilgiye erişmedeki hususlarla ilgili bilinçlendirmeye ciddi katkı sunmaya çalışıyoruz. Aynı şekilde yakın zamanda Emine Erdoğan Hanımefendi’nin koordinasyonunda Aile Okulu Projesini başlattık. Amacımız aile içi kültürel değerler, iletişim, çocukların gençlerin internet ve madde bağımlılıklarının azaltılmasında ailenin farkındalığını yükseltme, çevre bilincini artırma fakat en önemlisi iletişim, doğru bilgiye erişim ve bağımlılık ile ilgili bir Aile Okulu başlattık. Bugüne kadar bir ay gibi kısa süre içinde 137 bin aileye ulaştık. Hedefimiz 2022 sonuna kadar 1 milyon aileye ulaşmak. 3’üncü boyut ise öğretmenlerimizdir. Öğretmenlerimizin mesleki ve kişisel gelişimlerine önem veriyoruz. Bakanlık olarak yalnızca mesleki becerilerini değil, aynı şekilde bir örnek birey olarak okulun ekosisteminde rol model olarak yer almaları sebebiyle iletişim becerilerini artırma konusunda medya ile ilişkileri internet bağımlılığı açısından da gelişimlerini artırma, sürekli bilgilendirme, farkındalık seviyesini artırma noktasında hizmet içi eğitimler vermeyi sürdürüyoruz. Okullar toplumun yansıdığı alanlar. Okulda ne görüyorsak toplumda da bunlar vardır. Bu bilinçle baktığımızda okula yaklaşımımızın da değişeceğini, bunun haber kurgularına da yansıyacağına inanıyorum” şeklinde konuştu. 

“Şiddet içerikli yayınlar psikolojik travmaya sebep oluyor”

Programda açıklamalarda bulunan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, “Şiddet konusu bütün toplumların olduğu gibi ne yazık ki bizim de sorunumuz. Bu anlamda yayıncılık otoritesi olarak bilinen RTÜK olarak üstümüze düşeni yapmaya çalışıyoruz. Reyting endişesiyle yer yer medya tarafından şiddetin olduğu gibi verilmesini ne yazık ki görmekteyiz. Şiddet içeriklerine çok sık yer veren yayın politikalarının psikolojik travmaya sebep olduğunu biliyoruz. Çocuklarda kötü dünya sendromu ismi verilen bir sendroma sebep olduğu da bilim insanları tarafından tespit edildiğini de biliyoruz. Şiddet içerikli yayınlar yalnızca haber bültenleriyle kısıtlı değil. Şiddet yayınlarına karşı tedbir aldığımızı ifade etmek istiyorum. Medyadaki şiddetin toplumsal etkileri ile ilgili bir saha araştırması yapmayı düşünüyoruz. RTÜK bünyesindeki yayınlarda şiddet ihtisas komisyonunu akademisyenlerin de katılımlarıyla birlikte yapısının güçlendirilmesi ve daha aktif hale gelmesine imkan tanıyacağız. Şiddetin TV yayınlarında ölçülmesi ve izleyicilerin şiddeti algılama seviyelerinin araştırılması projesini başlatıyoruz. Şiddet ile ilgili akademik uzmanlığındaki seçkin sosyolog, psikolog ve akademisyenlerin katılımlarıyla çalıştaylarımızı yapacağız. Ülkemizde medyayla şiddetin iç içe geçtiği, şiddet, şiddetin dağılımı ve yayılması üzerinde medyanın etkisinin çok aza indirildiğini belirtmek isterim. Ancak eksiklerimiz var. Yayınlarımızda ve toplumumuzda şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum” açıklamasını yaptı.

Yorumlar (0)