Esirleri kazığa oturtan voyvoda!

Esirleri kazığa oturtarak öldürmesi nedeniyle "Kazıklı Voyvoda" olarak anılan Eflak Voyvodası III. Vlad Tepeş hakkında tüm merak edilenler...

Esirleri kazığa oturtan voyvoda!

III. Vlad Tepeş, 1431 yılında dünyaya geldi. "Kazıklı Voyvoda" veya "Kont Drakula" lakapları ile bilinen III. Vlad Tepeş, Eflak Voyvodası II. Vlad Drakul'un oğluydu. Peki, Vlad Dracul isminin kökeni nedir?

II. Vlad, sade bir törenle yarı askerî yarı dinsel nitelikteki Ejderha Kardeşliği'ne (Order of the Dragon) üye oldu. Bu törende II. Vlad, kendi isminin yanına 'Drakul' lakabını aldı. Tepeş, babasının ölümünün ardından mektuplarını 'ejderhanın oğlu' anlamına gelen 'Drakula' adıyla imzalamaya başladı. Tepeş, 1442 yılında babası II. Vlad tarafından Osmanlılara rehin olarak verildi. 1442-1448 dönemini Osmanlı'da diğer beylik şehzadeleri ile birlikte geçirdi. 

Erdel Beyi Hünyadi Yanoş, babasını ve kardeşi Mircea’yı öldürdü. Bunun üzerine Tepeş, 1448'de Osmanlıların da desteğini alarak Eflak tahtının sahibi oldu. Fakat 2 ay sonra Bohemya Kralı II. Vladislav, Tepeş'i tahttan indirdi. Eski gücünü zamanla toplayan Tepeş, 1456'da Eflak'a sefer düzenleyerek II. Vladislav’ı öldürdü. Bunun üzerine III. Vlad ismiyle Eflak Voyvodası oldu ve ikinci hükümdarlığı 1462 yılına kadar devam edebildi.

25 binden fazla kişiyi kazığa geçirtti

Osmanlı sarayında gençlik yıllarını tutsak olarak geçiren Tepeş, yeniden Osmanlı’nın desteğiyle tahtın sahibi olmuştu. Babasının II. Murad ile yaşadığı gerginliği, o da Fatih Sultan Mehmet ile yaşadı. Tepeş, kendi bölgesindeki düşmanları ile mücadele ederken Osmanlı’ya ödemesi gereken vergiyi 3 yıl boyunca ödemedi. Fatih Sultan Mehmet, Tepeş’i ülkesine çağırdı. Bu çağrıyı dinlemeyen Tepeş, yükümlülüklerini yerine getireceğini bildirdi ancak Fatih Sultan Mehmet, Hamza Paşa'nın Tepeş ile buluşmasını ve onu tuzağa düşürmesini emretti.

Tuzaktan haberdar olan Tepeş, Hamza Paşa’yı tuzağa düşüren taraf oldu. Önce kendi elleriyle işkence etti, ardından diğerlerinden daha yüksek bir kazığa geçirtti. Tepeş, bununla da yetinmedi... Tuna Nehri’nin karşı kıyısında bulunan Bulgar ve Türk nüfusunu kazığa geçirtti. İddialara göre, kazığa geçirilenlerin sayısı 25 bini geçti.

Fatih sefere çıktı

İstanbul’u 1453 yılında fethederek bir efsane haline gelen Fatih Sultan Mehmet, bu tehlikeyi göz ardı etmedi ve en büyük ordusuyla sefere çıktı. Fatih’in ordusu, Tepeş’in ordusunun 3 katı büyüklüğündeydi. Eflak Voyvodası Tepeş, meydan savaşının aleyhine olacağının farkındaydı. Bu nedenle, Osmanlı donanmasını bataklık kaplı arazilere çekerek toplarını kullanılamaz hâle getirdi ve Tuna’nın limanlarını yaktırdı.

Suları zehirledi, hayvanları öldürttü

Tepeş, bir yandan geri çekilirken diğer yandan yol üzerinde Osmanlı ordusunun beslenebileceği tüm kaynakları imha etti. Suları zehirledi ve hayvanları öldürttü. Ayrıca, içinde kazıklar bulunan çukurlar da hazırlattı. 

Azılı katilleri Osmanlı askerlerinin üzerine gönderdi ve vebalı insanları Osmanlı kamplarına yolladı. Zafer elde etmek için tüm acımasız yollara başvurdu ancak ilerleyişini sürdüren Osmanlı ordusu, başkent Tirgovişte’ye kadar geldi. 

Havada ceset kokusu

Eflak Voyvodası Tepeş, binlerce atlı askerle birlikte Osmanlı kampına saldırı düzenledi. Saldırı karşısında yılmayan yeniçeriler direniş gösterdiler. Osmanlılar, çok büyük kayıplar verdi. Toparlanınca yeniden yola koyulan Osmanlılar, kendilerini şaşkınlığa uğratan bir durumla karşılaştılar. 3 kilometre uzunluğunda ve 1 kilometre genişliğinde kazığa geçirilmiş, yaklaşık 20 bin ceset gördüler. Havadaki ceset kokusu dayanılamayacak kadar kötüydü. 

Fatih Sultan Mehmet, gördüklerine inanamadı ve ordularıyla geri döndü. Tahtını korumak için binlerce kişiyi kazığa oturtan Tepeş, beklediği zaferi kazandı ancak neredeyse ordusu yok oldu. Tepeş’e duyulan güven iyice azaldı.

'Meydan' değil, 'taktik' savaşı!

Buna karşılık vermek için planlar yapmaya başlayan Fatih Sultan Mehmet, savaşın 'meydan' değil, 'taktik savaşı' olduğunu anladı ve Tepeş’in kardeşi Radu’yu kullandı. Soylu aile Boyarları yanına çeken Radu, Eflak tahtının sahibi oldu. Bunun üzerine Tepeş, Poenari Kalesi’ne saklandı. Osmanlılar tarafından saldırıya uğrayarak oradan da kaçtı. Macar kralı Matthias Cornivus’un yanında 12 yıl esir hayatı yaşandı. 

Sürgün hayatının bitmesinden sonra, 1476'da Eflak’a dönen Tepeş, Radu’nun ölümünün ardından üçüncü defa tahta çıktı. Birkaç hafta sonra başsız gövdesi, bir bataklıkta bulundu ve keşişler tarafından gizlice gömüldü. Başı da öldürüldüğüne kanıt olarak Fatih Sultan Mehmet'e gönderildi.

Rumenlerin 'Robin Hood'u 

Eflak Voyvodası III. Vlad Tepeş, yaptığı işkencelerle ün salmış biriydi. Tepeş, 1456'da ikinci defa tahta çıkmasının ardından Paskalya kutlamaları için soylu aile Boyarları sarayına çağırdı. Yemek esnasında aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 500 Boyar soylusu, sarayın etrafındaki kazıklara geçirildi. 

Genç ve güçlü durumda olanlar zincire vuruldular ve iki gün boyunca kuzeye doğru yürütüldüler. Yıkık hâlde olan ve bin 480 adet basamağa sahip olan Poenari Kalesi’nin onarılması için elbiseleri parçalanıp çıplak kalana dek çalıştırıldılar. Tepeş ise onların topraklarını alıp köylüye dağıttı. Bu sebeple Rumenler tarafından "Robin Hood" olarak görüldü.

"Ekmeğini kurbanlarının kanına banıyordu"

Eflak Voyvodası III. Vlad Tepeş, bununla da yetinmeyerek eziyetlerini sürdürdü. Kardeşi Keşiş Vlad’ı destekleyen Alman köylerini yakıp yok etti ve halka ağır işkenceler uyguladı. Tepeş'in yüzlerce Alman tüccarını kazığa geçirtmesini şair Michael Beheim şöyle tasvir eder: "Prens, insan kanının ona cesaret verdiğine inanıyor ve ekmeğini kurbanlarının kanına banarak yiyordu."

Eziyetlerine devam eden Tepeş’in bir sonraki hedefi de tahtına göz diken rakibi III. Dan oldu. Onu da kendi elleriyle öldürdü ve destekçilerini kazığa geçirtti. Bununla yetinmeyip şehirde de katliamlarını sürdürdü. Burada katlettiği insanların sayısının 30 bin olduğu söyleniyor.

Cesetlerin arasında yemek yerdi

İddilara göre Tepeş, kazığa geçirttiği insanlardan oluşan bir dairenin ortasında saray halkı ile birlikte yemek yemeyi çok severdi. Türkleri işkenceyle öldürmekten zevk alıyordu. Türk esirlerin ayaklarındaki derinin yüzülmesini, açığa çıkan etin üzerine tuz dökülmesini ve daha çok acı çekmeleri için keçilere yalatılmasını emrederdi.

Kadınları haşlattı, etleri çocuklara yedirdi!

Bir diğer efsaneye göre; Tepeş, bir gün şehirdeki bütün dilencileri çağırarak büyük bir ziyafet verdi. Önce dilencilerin karınlarını doyurdu, ardından masayı ateşe verdirip hepsini diri diri yaktı. Hatta kadınlardan bazılarını da kazanlara attırıp haşlattı ve etlerini çocuklarına yedirdi. 

İnsanları kazanlarda kaynatmak ve doğramak için özel yöntemlere başvurdu. Bir gün eşek üzerinde karşılaştığı bir papazı eşekle birlikte kazığa geçirtti. Eflak’a dil öğrenmek amacıyla gelen 400 Macar ve Erdelliyi casus oldukları gerekçesiyle diri diri yaktı. Pazar yerinde Bohemyalı 600 tüccarı kazığa vurdurdu.

III. Vlad Tepeş, özellikle milliyetçi kesim tarafından ülkesinde kahraman olarak görülür. Halkı, "O olmasaydı, tüm Avrupa Osmanlıların eline geçecekti." diye düşünüyor. 

Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2019, 14:04

Banu Fırıncılar

Banu Fırıncılar, 1995 yılında İzmir’de doğdu. İlkokul ve lise eğitimini İzmir’de tamamladıktan sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarih bölümünü kazandı. Üniversite yıllarında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nde staj yaptı ve çeşitli internet sitelerinde çevirmen olarak çalıştı. Aynı zamanda Orta Doğu Araştırmaları alanında seminerlere katıldı. Üniversiteden Ocak 2019’da mezun oldu ve şubat ayından beri Habernediyor.com’da editör olarak çalışıyor.


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER