Vietnam: Askerlerin değil, sivillerin savaşı!

Vietnam Savaşı, 1 Kasım 1955’ten 15 Mayıs 1975’e kadar süren ve iki blok arasında gerçekleşen bir savaştır. Doğu bloğunda Kuzey Vietnam, Çin ve Sovyetler Birliği'nin, Batı bloğunda ise Güney Vietnam ve ABD'nin olduğu bu savaş askerlerin değil, sivillerin savaşı olarak tarihe geçmiş ve acımasız yönleriyle hafızalara kazınmıştır.

DÜNYA 22.04.2019, 13:38 29.04.2019, 15:12 Banu Fırıncılar
Vietnam: Askerlerin değil, sivillerin savaşı!

Vietnam Savaşı’ndaki gelişmeleri anlayabilmek için Fransa’nın Güneydoğu Asya’yı kolonileştirdiği 1800’lerin sonlarına bakmamız gerekiyor. Kolonileştirilen bölge günümüzdeki Laos, Kamboçya ve Vietnam topraklarıydı ve bu bölge ‘Fransız Hindiçini’ olarak adlandırılıyordu. Fransa, buradaki varlığını İkinci Dünya Savaşı’na kadar sürdürdü. Vietnamlılar artık bağımsızlığını kazanmak istiyordu. Bu nedenle, Vietnam Bağımsızlık Birliği yani Viet Minh ayaklanmaları boy göstermeye başladı. Viet Minh, komünist bir hareketti.

Japonların, İkinci Dünya Savaşı sırasında Vietnam ve hatta Hindiçini’nin kontrolünü ele geçirdiklerini söyleyebiliriz. Viet Minh, bağımsızlığını bir şekilde ilan ettiyse de bu geçici bir süreçti. Çünkü kısa bir süre sonra Vietnam, kuzeyde Çinliler ve güneyde İngilizler tarafından işgal edildi. Bölgenin kontrolünü yeniden ele geçirmek isteyen Fransa, İmparator Bao’yu destekledi ve Temmuz 1949’da Saygon şehrinin başkent olduğu Vietnam devletini kurdu.

17. paralel ile ikiye bölünen ülke 

İki taraf da aynı şeyi istiyordu: Birleşik Vietnam. Fakat Ho Chi Minh ve destekçileri diğer komünist ülkelerin modelinde bir Vietnam isterken, Bao ve diğer birçok kişi Batı ile ekonomik ve kültürel anlamda yakın bağlara sahip bir Vietnam istiyordu. Bu da 19 Aralık 1949’da Fransa ve Viet Minh arasında Birinci Hindiçini Savaşı’na neden oldu. 21 Temmuz 1954 tarihindeki Cenevre Konferansı, Vietnam’daki Fransız yönetimine resmi olarak son verdi. Bu konferansın sonucunda Vietnam, Sovyetler Birliği ve ABD’nin çıkarları doğrultusunda ikiye bölündü. Bu konferansa göre, 17. paralel boyunca uzanan ‘askerden arındırılmış bir bölge’ oluşturulacaktı. Bu, yakın zamanda iki kutuplu dünyanın yeni sınırı olacaktı. Kuzey, Sovyetler Birliği ve Çin tarafından desteklenen Ho Chi Minh liderliğinde iken güney, ABD tarafından desteklenen No Dinh Diem liderliğindeydi.

Diem’in rejimi oldukça yozlaşmış ve baskıcıydı. Böylece kuzey, güneydeki toplumsal huzursuzluğu sömürme çabasına girişti ve 1959’da başlayacak ayaklanmayı organize etmek için gerillalar gönderdi. Kuzey Vietnam ordusu tarafından desteklenen bu isyancılar ‘Viet Kong’ olarak biliniyordu. Onlar zahmetsiz bir şekilde, bölünmüş ve ekipman bakımından yetersiz Güney Vietnam ordusunu yenilgiye uğrattılar. Burada Viet Kong’un başarısı gözden kaçırılmamalı.

ABD'den komünizmi durdurma düşüncesi 

Mayıs 1961’de ABD Başkanı Kennedy, ordusunu Viet Kong ve Vietnam Halk Ordusu’na karşı eğitmek ve teçhiz etmek için 400 danışman gönderdi. ABD, komünizmi nasıl durdurabileceğini düşünmeye başladı. Buna ‘ket vurma teorisi’ deniliyordu. Bu teorinin amacı komünizmin yayılmasını önlemek ve Sovyetler Birliği’ni durdurmaktı. ABD, ayrıca ‘domino teorisi’ne de sahipti. Bu teoriye göre, bir bölgedeki herhangi bir ülke komünizmi benimserse bölgedeki diğer ülkeler de komünizmi benimseyecekti. ABD, Güney Vietnam’ın komünizmi benimsemesini önlemek istiyordu. Bölünmeden sonra kuzey ve güney arasında aralıksız bir mücadele hakim oldu. Güneyde Diem’e karşı protestolar düzenleyen Viet Kong’du. Yani Güney Vietnam, hem resmi olarak kuzeyle savaşıyor hem de Viet Kong tarafından düzenlenen bu protestolara karşı mücadele ediyordu.

Kasım 1963’te birçok kişiyi şaşırtan bir olay gerçekleşti. Diem, ABD destekli bir ordu tarafından devrildi ve öldürüldü. ABD’nin bu darbeyi gerçekleştirmesinin altında yatan birçok neden vardı. Diem’in baskıcı eylemleri ABD’nin ‘özgürlükçü’ imajını zedeliyordu. Ayrıca Diem, güneyi komünizme karşı birleştirmeyi başaramamış ve ABD’nin politika reformları konusundaki isteklerine uyum sağlamayı reddetmişti.

Komunistler, bu gelişmeden hoşnutlardı çünkü darbe, güneyde çatlaklar oluşmasına neden oldu. Bu, askeri ve politik anlamda bir kazanım olarak görüldü. Güney Vietnam ordusu Diem’e sadık olanlar ve diğer gruplar arasında ikiye bölünmüştü. İktidar boşluğunun doldurulması dört yıl gibi bir zaman aldı. Bu süreçte kuzey toparlandı ve tekrar silahlandı. Komunistler, bunu bir zafer olarak görüyorlardı. Vietnam’ın resmi komünist gazetesi Nhan Dan, “ABD, Ngo Dinh Diem ve kardeşi Nhu’dan kurtularak, yıllardır inşa etmiş olduğu siyasi dayanağına zarar vermiş oldu. Onların ölümleri, makinenin büyük parçalarının dağılmasına neden oldu. “ Kasım 1963’te Kennedy’nin suikastine kadar, bölünmüş Güney Vietnam Ordusu’nu eğiten 16 bin 300 danışman vardı.

Kimyasal silahlar kullanıldı

2 Ağuatos 1964’te USS Maddox gemisi, Tonkin Körfezi’nde Kuzey Vietnam güçleri tarafından saldırıya uğradı. Başkan Johnson yanlışlıkla, USS Maddox’a ikinci kez saldırı gerçekleştirildiğini iddia etti. Bunun sonucunda geniş çaplı bir araştırma yapılmadan, Kongre Ağustos 1964’te Tonkin Körfezi Kararnamesi’ni geçirdi. Bu da Başkan Johnson’a Güneydoğu Asya’da tüm gerekli adımları atabilmesi için olanak sağladı. 2 Mart 1965’te ABD, Vietnam’da Rolling Thunder Operasyonu olarak adlandırılan kanlı bir bombardıman başlattı. Bu operasyonun yalnızca sekiz hafta süreceği tahmin ediliyordu ancak üç yıl boyunca sürdü. Operasyon, halı bombardımanı ve ‘Napalm’ ve ‘Agent Orange’ gibi kimyasal silahların kullanımını kapsıyordu. Düşmanın ormanlık alanlara zarar vermek amacıyla, 19 milyon tonun üzerinde ‘Agent Orange’ püskürtüldü. Bu da ani ya da nesillerden nesillere geçen sağlık problemlerine yol açtı.

Temel amacı hava meydanlarını korumak olan ABD deniz piyadeleri, Mayıs 1965’te ortaya çıktı. Viet Kong, faaliyetlerini gizli olarak yürütmeye başladı. Buna karşılık olarak ABD Başkanı Johnson, 28 Temmuz 1965’te Güney Vietnam’ı ABD birlikleriyle geri alma kararını açıkladı. Yükselen savaş karşıtlığı ortamında, Johnson’ın danışmanları bu gerginlik konusunda endişeliydiler ancak Johnson, Temmuz 1965-66 yıllarında askeri birliklerin gönderilmesini emretti. ABD’nin yanında Güney Kore, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda Güney Vietnam da savaşmak için birliklerini gönderdiler. 1966 yılına kadar ABD, ‘Bul ve yok et’ politikasını benimsedi. Bunun için ABD birliklerinin sayısında artış yaşanması gerekiyordu ancak karşı taraf uzun bir savaş için oldukça hazırlıklıydı. Viet Kong tarafından mayınlar, bubi tuzakları kurulmuş ve bitki örtüsüyle gizlenmiş tüneller inşa edilmişti. ‘Bul ve yok et’ taktikleri, ABD’nin acımasızlığını sergiliyordu. Bu da komünistlere daha çok destek verilmesine neden oldu.

1969 yılına kadar Ho Chi Minh ölmüştü. Bu tarihe kadar Vietnam’da 530 binin üzerinde ABD birliği mevcuttu.  ABD, kuzeyi işgal etme seçeneğini göz ardı etmişti. Bu, Sovyetler Birliği ve Çin’le doğrudan bir mücadeleye neden olabilirdi. Bu yüzden ABD, kuzeyi yalnızca bombardımana tutarken güneyi tekrar ele geçirmeyi hedefliyordu.

Kuzey Vietnam’daki hava saldırılarına karşılık olarak güneydeki savaş, General Westmoreland liderliğinde karada gerçekleşiyordu. General, 1967’de tünelin sonunda ışık göründüğünü ve ABD askerlerinin iki yıl içinde çekileceğini umduğunu söyledi. Westmoreland yıpratma taktiği uygulayarak mümkün olduğu kadar düşman birliğini yok etmeyi amaçlıyordu.

30 Ocak 1968’de komünist güçleri ‘Tet Taarruzu’nu başlattı. Kuzey, güneydeki kilit kontrol noktalarını yani 36 şehri yeniden ele geçirmek istiyordu. Güney tarafından yapılan karşı saldırı savaşın uzamasına neden oldu. Bu da daha fazla Amerikalı ve Vietnamlının ölümüyle sonuçlandı. ABD içerisinde savaşa karşı muhalefet yükselmeye başladı. Nixon, ‘Vietnamlaştırma’ politikasını benimsedi. Bu politika, Güney Vietnam ordusuna kuzeyle bağımsız bir şekilde savaşabilmesi için gerekli olanakları sağlıyordu. ABD birliklerinin geri çekilmesi, hava ve topçu bombardımanlarının artırılması, Güney Vietnamlılara kara savaşını kontrol edebilmek için gerekli eğitim ve silahları vermeyi hedefliyordu.

Sivillere uygulanan şiddet korkunç boyutlardaydı

Savaşın en acımasız boyutu My Lai katliamıydı. Vietnam Savaşı sırasında silahsız sivillere karşı uygulanan şiddetin korkunç bir boyutuydu. ABD askerleri 16 Mart 1968’de My Lai kasabasında kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere birçok insanı öldürdü. 500’den fazla insan burada katledildi. Genç kızlar ve kadınlara öldürülmeden önce tecavüz edildi. My Lai katliamının acımasızlığı savaş karşıtlığını tetikledi ve ABD’yi Vietnam Savaşı konusunda ikiye böldü. 1968 ve 1969 yıllarında ülke çapında protestolar gerçekleşti. 15 Kasım 1969’da savaş karşıtı protestoların en büyüğü Washington’da gerçekleşti. 250 binin üzerinde ABD vatandaşı barışçıl bir şekilde toplandı ve ABD birliklerinin Vietnam’dan çekilmesi talebinde bulundular.

1971’de Pentagon evrakları New York Times gazetesine sızdı. Halk, Laos ve Kamboçya’yla olan savaş konusunda bilgilendirilmemişti. Kuzey ve güney arasındaki ikmal hatları bu iki ülke boyunca geçiyordu ve ABD, bu ikmal hatlarını bombardımana tutuyordu. Silahların kuzeyden güneye taşındığı tüm patika ve yollar bombalanıyordu. Bu evraklar halkı şüpheye düşürmeye yetti. Savaşın neden olduğu ekonomik ve insani kayıplar ve halk arasında yükselen muhalefet, ABD’nin Ağustos 1972’de birliklerini geri çekmesine neden oldu.

27 Ocak’ta ABD ve Vietnam arasında Paris Barış Anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, ABD’nin Vietnam’dan tamamen çekilmesiyle sonuçlandı. 30 Nisan’da komünistler Saygon’u ele geçirip Vietnam’ı komünizm altında birleştirdiler. Vietnam Savaşı, ABD’nin kaybettiği ilk savaştı. Komünizm güneye hakim oldu ancak Güneydoğu Asya’nın diğer kısmı komünizmi benimsemedi. Bu da domino teorisini çürütmüş oldu. Katliamlar, tecavüzler ve yağmalamalar savaşın acımasız boyutlarıydı. Yıllarca süren savaşta, yaklaşık 2 milyon Vietnamlı öldü. 3 milyon kişi de yaralandı.            

Vietnam, savaştan etkili bir askeri güç olarak çıktı ancak tarım, ticaret ve sanayi sektörleri oldukça fazla yara aldı. Şehirler ve kasabalar tahrip oldu. Savaş ortamı, ülkenin altyapısına ve ekonomisine zarar verdi. Psikolojik olarak savaşın etkileri daha derindi. Artık ‘ABD’nin yenilmezliği’ inancı geçerli değildi. Savaştan dönen gaziler tepkiyle karşılanıyordu çünkü onlar masum insanları öldürmüşlerdi.

Sonuç olarak Vietnam Savaşı askerlerin değil, sivillerin savaşıydı!

Sadece bir Gook kuralı’ bunun en belirgin göstergesiydi. Bu parolayı ABD ordusu kullanıyordu. Böylece, subayların kötü bir hisse kapılmadan Vietnamlı sivilleri öldürmesi sağlanıyordu.

Yorumlar (0)
15°
açık