Sri Lanka saldırılarının arka planı

Bombalı eylemler, hala iç savaş mirasıyla mücadele eden Sri Lanka’da topluluklar arası gerilimleri körüklemeye devam ediyor.

Sri Lanka saldırılarının arka planı

Paskalya Bayramı’nda Sri Lanka’da gerçekleşen saldırılar, 10 yıl önce kanlı bir şekilde sonuçlanan uzun süreli bir etnik savaşın anılarını yeniden canlandırdı. Sri Lanka yetkilileri, henüz failleri belirleyememiş olsa da bu saldırılar farklı bir niteliğe sahip olmakla birlikte yerel halkın şikâyetlerinden ziyade küresel dinamiklerle tetiklenmiştir. Yine de şiddet eylemleri, derin bir şekilde var olan etnik ve dini hatları kızıştırmış, var olan gerilimleri artırmış ve olası bir şiddeti daha da körüklemiştir.

1948’den sonra bağımsızlığını yeni kazanmış Sri Lanka, devletin oluşum sürecinde Sinhala Budist milliyetçiliğini benimsedi. Bu inanç, basitçe söylemek gerekirse, tüm adanın Sinhala Theravada Budizmine ev sahipliği yaptığını, azınlıkların istilacı olduğunu ve bu azınlıkların Sinhala egemenliğini kabul ettiklerinde hoş görüleceklerini savunur ve ülkenin Sinhala kimliğine karşı gelişebilecek herhangi bir tehdide karşı tereddüt etmeden mücadele edilir.

Bu durum, anayasalar yazılırken ırksal ve dilsel olarak ayrımcı politikalarda kendisini gösterir ve Sinhala topluluğuna ait olmayanları ikinci sınıf vatandaş pozisyonuna indirger. Bugüne kadar, Sri Lanka’nın anayasası Budizm inancını diğer tüm dinlerin üzerinde gördü ve devlete Budizmi koruma ve hızlandırma yetkisini verdi.

Devletin köklü Sinhala Budist doğası, kendisini özellikle güvenliğe bağlı kurumlarda göstermektedir. Örneğin, askerlerin neredeyse tamamı Sinhala Budistidir. Tamil ‘istilacıları’nı yenmeleriyle bilinen eski Sinhala kralları, Vijayabahu Piyade Alayı’na ismini vermiştir. Devletin 1950’li yıllardan 1970’li yıllara kadar Tamillerin özerklik ve eşit hakların sağlanması doğrultusundaki barışçıl taleplerine şiddetli bir şekilde karşılık vermesi, Tamil nüfusunun adanın kuzeydoğusunda bağımsız bir ülke arayışına girmelerine neden oldu. Ülkenin kuzeydoğusu, Tamil Hindu, Hristiyan nüfusu ve Tamilce konuşan Müslüman gruplarına ev sahipliği yapmaktadır.

Geçmişten gelen gerginlik 

Sinhala çetelerinin, ülkenin Sinhala nüfusunun fazla yaşadığı güney bölgesinde, binlerce Tamili öldürdüğü, mallarını yağmalayıp yaktığı Kara Temmuz Katliamı’ndan sonra, düşük düzeyli bir siper savaşı 1983 yılında tam anlamıyla bir savaşa dönüştü. Savaş sırasında, Sri Lanka ordusu sürekli olarak sivilleri hedef aldı on binlerce insanı öldürdü. Oldukça yaygın bir desteğe sahip olan Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları, (LTTE) ülkenin güneyinde intihar bombacılarını yerleştirerek yıkıcı sonuçlara yol açtılar.

Aynı zamanda, Tamiller ve çoğu zaman kendisini etnik Tamil olarak tanımlamayan ancak Tamilce konuşan Müslüman grup arasındaki gerilimler arttı. Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları ve Müslüman paramiliter kuvvetleri arasındaki bu gerilimlere şiddet ve katliamlar damgasını vurdu. 1990 yılında, Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları Kuzey Eyaleti’ndeki 100 bin Müslümanı sürgün ederek topluluklar arasındaki uçurumu iyice açtı.

Savaş boyunca, Sri Lanka ordusu defalarca kiliseleri ve Tamil sivillerini barındıran Hindu tapınaklarını bombaladı. 1995 yılında Jaffna şehrinde bir kiliseye yapılan hava saldırısı yaklaşık 147 insanın ölümüne neden oldu. Bu saldırılar tek başına dini bir motivasyona sahip olmasa da, devletin ibadet yerlerine saldırmak için ne kadar istekli olduğunu göstermiştir.

Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları’nın fiili bir devlet kurmayı başardığı süreçten sonra, Sri Lanka ordusu, gittikçe artan bir şiddetin ortasında bu hareketi bastırdı. Birleşmiş Milletler, bu son safhada 40 binin üzerinde kişinin hayatını kaybettiğini söylerken, bazı aktivistler bu sayının 140 bine ulaştığını söylediler.

Bugüne kadar, hesap verilebilirlik mekanizmasına dair uluslararası anlamdaki baskılara ve Tamillerin uluslararası savaş suçları mahkemesi taleplerine rağmen, savaş boyunca işlenen suçlara karşılık kişisel dokunulmazlık durumu hâkim oldu. Savaş sırasında ve sonrasında devlet güçleri tarafından zorla ortadan kaldırılan Tamil ailesine ait yüzlerce kişi protesto gösterilerine başladı. Birleşmiş Milletler yetkililer, kişisel dokunulmazlığın Sri Lanka’daki şiddeti daha da artıracağı konusunda uyarıda bulundular.

2009’dan beri, Sinhala Budist milliyetçilerinin dikkati tamamen Müslüman ve Hristiyan topluluklarına çevrildi. Güvenlik güçleri Tamil nüfusu üzerindeki kontrolünü sürdürürken, Sinhala Budist çeteleri Müslüman ve Hristiyan topluluklara defalarca saldırmaya başladılar. 2018’de Kandy şehrinde Müslüman karşıtı ayaklanmalar gerçekleşti ve Hristiyanlara karşı düzinelerce saldırı düzenlendi.

Sri Lanka Ulusal Hristiyan Evanjelik İttifakı, radikal unsurların tüm toplulukları etkilemeyi başardığını ve ibadet yerleri ve insanlara karşı şiddet eylemlerine neden olduğunu belirtti. Geçen hafta, bir kiliseye Paskalya Bayramı’nın kutlandığı gün saldırıldı. Sri Lanka’daki Müslüman ve Hristiyan topluluklar, geçmişteki Sinhala milliyetçi şiddetine kayda değer bir sınırlamayla karşılık verdiler. Fakat, Paskalya Bayramı’nda gerçekleştirilen saldırılar, geçmişteki Sinhala Budist şiddetine bir tepki olarak ortaya çıkmadı. Failler Sinhala Budistlerini değil, Hrıstiyan kurumlarını ve turizm altyapısını hedef aldılar.

Birçok Tamil Hritiyanı Tamil silahlı kuvvetlerine destek verirken, diğer bir yandan dini bir topluluk olarak Hristiyanlar, diğer topluluklara karşı düşmanca bir tavır içinde de değillerdi. Bu nedenle, Sri Lanka’daki Hristiyan topluluğuna yönelik saldırıları mevcut bir şiddetin tırmanışı olarak görmek yanlış olur. Bu saldırıların şimdiye kadar görülmemiş bir boyutu var.

Bu saldırılardan sonra, mevcut gerilimler daha da derinleşti. Sİnhala sosyal medyasında nefret söylemleri dolaşmaya başladı. Ayrıca Müslümanlara karşı da raporlar ortaya çıkmaya başladı. Bazı Sri Lanka yetkilileri, az bilinen Müslüman savaşçı bir grubun bu saldırılardan sorumlu olabileceğini açıkladılar.

Tamiller ve Müslümanlar arasındaki ilişkilerin zarar görmesi oldukça muhtemel. Doğu kıyısında Tamil çoğunluğunu yaşadığı bir kasaba olan Batticaloa’da bir saldırı gerçekleştirme seçimi tesadüf olmayabilir. Kasaba ve bulunduğu bölge, savaş yıllarında Tamil- Müslüman şiddetine tanıklık etti.

Kolombo’daki St Anthony Kilisesi de Tamil cemaatinin uğrak bir yeridir. Sonuç olarak, Tamiller ve Müslümanlar arasında Batticaloa’da bir şiddet patlaması yaşanacağı konusunda ciddi endişeler var. Saldırıların ardından gerginlikler üst düzeyde olsa da, devletin baskıyla cevap verme eğilimi önlenmeli. Gazeteciler taciz ve gözetim ile karşı karşıya kalmaya devam ederken, diğer bir yandan da mevcut olan acımasız terörle mücadele mevzuatı toplulukları şiddetli bir şekilde bastırmak için kullanılıyor. 22 Nisan’da, Sri Lanka Başkanı Maithripala Sirisena, askerlere çok kapsamlı yetkiler vererek olağanüstü hal ilan etti.

Adada sürdürülebilir bir barışın sağlanması için azınlık topluluklarına karşı ayrımcılığın altında yatan sebeplerle yüzleşilmesi gerekiyor. Eğer bu yüzleşme gerçekleşmezse, azınlık toplulukları tehlike içinde yaşayacak ve Sri Lanka’nın geleceği konusunda belirsizlikler yaşanacak.

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2019, 15:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER