Korkunç MK-Ultra Projesi!

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD), 1950'li yıllarda başlayıp 1960'ların sonuna dek süren araştırma projesi MK-Ultra bir kez daha gündeme geldi.

Korkunç MK-Ultra Projesi!

Amerikalı araştırmacı yazar ve gazeteci Stephen Kinzer, yeni çıkan kitabı hakkında konuşurken MK-Ultra olarak isimlendirilen gizli zihin ve davranış kontrolü programının 1950-1960 arasında CIA’in baş kimyageri Sidney Gottlieb tarafından yürütüldüğünü belirterek, “Zihin kontrolü teknikleri üzerine tarihteki en uzun süreli araştırma operasyonuydu.” dedi.

Soğuk Savaş yıllarının zirvesinde en önemli teknolojik kaynaklardan biri insan zihniydi. CIA, insan beyni üzerinde gizli ve yasadışı bilimsel araştırmalar yaptı. MK-Ultra olarak bilinen program, çoğu insanı bilgisi ve rızası olmadan LSD ve barbitürat gibi uyuşturuculara, hipnotik, radyolojik ve biyolojik denemelere maruz bıraktı.

Cadı avından toplama kamplarına...

İnsan zihni üzerindeki denemeler CIA tarafından 1950'lerde başlasa da olayın kökenleri Orta Çağ'a dayanıyor. 1484'te Heinrich Kramer ve Jacob Sprenger tarafından yazılmış "Malleus Maleficarum" adlı tezde, insanın manipüle edilerek nasıl itirafa zorlandığı detaylı olarak anlatılıyor. Bu çalışma zihin kontrolü üzerindeki ilk hamle olarak görülüyor. Tezin, o dönem "cadı avcılığı" için yazılmış olduğu bilinse de sonraki yıllarda zihin ve davranış kontrolünün birçok farklı alanda manipülatif olarak kullanılmasına sebep oldu. İkinci Dünya Savaşı öncesi Almanya ve Japonya’daki toplama kamplarında insanlar üzerinde benzeri deneylerin yapıldığı biliniyor.

 

"Sovyet tehdidi"

1937'de Moskova Davaları olarak bilinen duruşmalarda da yargılanan hemen herkesin devlet düşmanı olduğunu itiraf etmesinden sonra idam istemesi insanlara Sovyetlerin zihin kontrolü üzerinde çalışmalar yaptığını düşündürdü. Sözde Sovyetlerin zihinlerine girebilecekleri düşüncesi Amerikalıları yeni bir adım atmaya zorladı. Stephen Kinzer, Sovyetlere karşı bir çalışmanın yapıldığını ve 2. Dünya Savaşı öncesi Japonya ile Almanya’daki Nazi toplama kamplarında insanlar üzerinde benzeri deneyler yapmış bilim adamlarının da işe alınarak MK-Ultra projesi kapsamında çalıştırıldığını iddia etti.

Savunmasız ve mahkûmlar hedef alındı!

MK-Ultra’nın “zihin kontrolü” deneylerinin genellikle elektroşok terapisi, hipnoz, yalan makinesi, radyasyon ve çeşitli ilaçlar, toksinler ve kimyasallar yoluyla davranış değişikliği üzerine odaklanmış olduğu görülüyor. Bu deneyler bir dizi farklı deneğe dayanıyordu: bazıları serbestçe gönüllü, bazıları zorlama altında gönüllü olmuş, bazıları ise kapsamlı bir savunma araştırması programında yer aldıkları konusunda hiçbir fikri olmayan kişiler. Bir devlet okulundaki zihinsel engelli çocuklardan savaş mahkûmu Amerikan askerlerine ya da bir devlet hastanesindeki “cinsel psikopatlara” kadar, MK-Ultra’nın programları genellikle en savunmasız toplum üyelerini hedef aldı. CIA, mahpusları özellikle iyi denekler olarak değerlendirdi, çünkü mahkumlar ekstra dinlenme süresi veya ceza indirimi karşılığında rıza göstermeye istekliydi.

Watergate skandalında da çokça adı geçen, CIA Direktörü Richard Helms, 1973 yılında MK-Ultra Projesi'nden gelen tüm belgelerin imha edilmesini emretti. Dolayısıyla birçok belge ortadan kayboldu. Yine de, ertesi yılın sonlarında, New York Times yasadışı faaliyetler hakkında bilgi verdi.

Araştırmalar sonucu elde edilen bulgular

1975 yılında Senatör Frank Church başkanlığındaki "Kilise Komitesi" ve Başkan Yardımcısı Nelson Rockefeller önderliğindeki bir komisyon projeyi araştırdı. Uzun araştırmalar sonucu, 20 yıldan fazla bir süredir CIA'in yaklaşık 20 milyon dolar harcadığını, 30'dan fazla üniversitedeki araştırmacıların hizmetlerini aldığını ve tabi olan insanların bilgisi olmadan onlar üzerinde deneyler yapıldığını buldular. Araştırmanın bir kısmı Kanada'da yapıldı.

Bazı tarihçiler, CIA tarafından hazırlanan bu programın amacının insanların suikast yapmak için programlanabileceği bir zihin kontrol sistemi olduğunu savunuyorlar. MK-Ultra Projesi'ne dâhil olduğu iddia edilen Amerikan ordusunda görevli bir bilim adamı Frank Olson, 28 Kasım 1953'te kendisinden habersiz içkisine karıştırılan LSD'nin etkisi altındayken Manhattan'da bir otelin 13. katından atlamış, ailesi Olson'un gerçek ölüm nedenini 22 yıl sonra MK-Ultra ile ilgili bilgiler ilk ortaya çıkmaya başladığında öğrenmişti.

Richard Helms'in verdiği birçok dökümanı yok etme talimatından sonra zihin kontrol deneylerinin gerçek boyutu tam olarak ortaya çıkamadı.

Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2019, 11:08

Turgut Başer

Turgut Başer, 1994 yılında Ankara'da doğdu. Ankara'da yaşamakta, ilkokul ve lise eğitiminden sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü kazandı ve bu departmandan mezun. Üniversite eğitimine devam ederken global politikalar, ideolojiler ve birçok farklı ülkenin gündemini meşgul eden konular ile ilgili çeşitli seminer ve konferanslara katıldı. Habernediyor'da uluslararası ilişkiler, dünya siyaseti ve global gelişmelerle ilgili analiz, haber ve özel içerikleri okuyuculara ulaştırmakta.


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER