İran yangın yeri

İnternet yasaklarının kaldırılmasının ardından İran'daki protestoların ve çatışmaların boyutu kendini yavaş yavaş göstermeye başladı. Son gelişmeler ve protestolara genel bakış haberimizde.

DÜNYA 02.12.2019, 14:06 02.12.2019, 16:42 Turgut Başer
İran yangın yeri

İran, 40 yıl önce gerçekleşen İslam Devrimi'nden bu yana hiç bu kadar şiddetli olaylara sahne olmamıştı. Protestolarda şimdiye kadar 180 kişiden fazla insan hayatını kaybetmiş durumda. Resmî olmayan kaynaklara göre ölü sayısı 300'ü geçti.

İki hafta önce benzin fiyatlarına ani yapılan yüzde 50 zammın ardından başlayan karışıklıklar 72 saat içerisinde küçük-büyük birçok şehre yayıldı. Protestocular, İslam devletinin sona ermesini ve liderlerinin görevi bırakmasını istiyor.

Bazı yerlerde, güvenlik güçlerinin yaşları 19 ile 26 arasında değişen protestoculara ateş açtığı görgü tanıklarının aldığı video kayıtlarından görülüyor. Farsça'da "ay şehri" anlamına gelen Mahşehr şehrinde, tanıkların ve sağlık personellerinin aktardıklarına göre, İslam Devrim Muhafızları Ordusu güçleri tarafından 40 ila 100 kişi arasında savunmasız insan hayatını kaybetti. Mahşehr'de bir hastanede çekilen görüntülerde, Devrim Muhafızları'nın keskin nişancıları tarafından vurulan insanlar acil müdahale bekliyor.

"İran'da bile eşsiz"

New York merkezli bir grup olan İran'daki İnsan Hakları Merkezi'nin Müdür Yardımcısı Omid Memarian, "ülke genelinde insanlara karşı öldürücü silah kullanımı, İslam Cumhuriyeti'ndeki bu zamana kadar meydana gelmiş şiddet olayları için bile eşi görülmemiş." ifadelerini kullanıyor.

Toplamda, 180 ila 450 arası ve bazı raporlara göre daha fazla insan, 15 Kasım'daki benzin fiyatlarına yapılan zammın sonrasında hayatını kaybetti. Uluslararası hak örgütlerine, muhalif gruplara ve yerel gazetecilere göre en az 2 bin yaralı var ve yaklaşık 7 bin kişi gözaltına alındı.

İran'daki son geniş çaplı protesto dalgası 2009 yılındaki tartışmalı bir seçimden sonra yine sert bir müdahale ile karşılanmış ve yaklaşık 10 aylık uzun protesto sürecinde 72 kişi ölmüştü.

Ancak şimdi, protestoların ortaya çıkmasından yaklaşık iki hafta sonra internet yasaklarının kaldırılmasının ardından ölü ve yaralı sayısının yanı sıra ortaya çıkan yıkım da kendini yavaş yavaş göstermeye başladı.

 

Protestoların boyutları

Protestoların patlak vermesi, insanların sadece Ruhani'ye "yalancı" yakıştırması yapıp İran liderlerine olan hayal kırıklığı seviyelerini ortaya koymuyor. Protestolar, aynı zamanda İran'da giderek artan istikrarsızlığı, komşuları tarafından İran'a karşı artan kızgınlığı ve de Trump yönetiminin ağır yaptırımlarının ülkeyi karşı karşıya bıraktığı ciddi ekonomik ve siyasi zorlukların da altını çizmiş oldu.

Hâlihazırda ilân edilen zam da İran'ın bütçe açığını kapatmak için gelmişti. Trump yönetiminin yaptırımları, özellikle de İran'ın petrol ihracatındaki sıkı kısıtlamaları, bütçe açığının en büyük nedenlerinden biri. Yaptırımlar, İran'ı Trump yönetiminin çok zayıf olarak nitelendirip terkettiği 2015 nükleer anlaşmasını yeniden müzakere etmeye zorluyor.

Ülke çapındaki huzursuzluğun çoğu, düşük gelirli ve işçi sınıfı ailelerin yaşadığı mahallelerde ve şehirlerde yoğunlaşmış durumda. Bu hâliyle, devrim sonrası İran'da en sadık güçlerin var olduğu coğrafyalarda başlayan protestolar Devrim'i devirmek anlamına gelebilir. Bu çerçevede, birçok protestocu, ülkenin dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney'in tüm rahatsızlıkların sebebinin İran'ın içeri ve dışarıdaki düşmanlarından kaynaklandığı söylemini sert sözlerle eleştiriyor ve bu sözlerle artık bir yere varamayacaklarını ifade ediyorlar.

Musavi de çağrı yaptı

Protestolar kapsamında, 2009'daki Ayetullah Hamaney'in zor kullanarak bastırdığı gösterilere yol açan cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybeden eski muhalif cumhurbaşkanı adayı Mir Hüseyin Musavi de provokatif bir uyarıda bulundu.

Cumartesi günü muhalefete ait bir internet sitesinde yayınlanan bir bildiride, 2011'den beri ev hapsinde olan ve nadiren konuşan Musavi, cinayetler için dinî lider Hamaney'i suçladı. Musavi cinayetleri 1979'da Şah'ın devrilmesine yol açan 1978 yılındaki katliamlara benzetti. 1978'deki katillerin dinî olmayan bir rejimin temsilcileri olduğunu söyleyen Musavi, Kasım 2019'daki ajan ve katillerin ise dinî bir hükûmete ait olduğunu söyleyerek mutlak otoriteye sahip güçleri eleştirdi.

Yetkililer tam olarak kaç kişinin ölü, yaralı ya da tutuklu olduğunu belirtmeyi reddedip ülke çapında açıklanan gayriresmî ölü sayısı rakamlarının da spekülatif olduğunu söylüyorlar. İran İçişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli ise durumu kabullenen ender isimlerden birisi ve ülke çapında yaygın bir huzursuzluk olduğunu söylüyor. Fazli'nin açıklamaları sonrası, İran devlet medyasında 31 ostanın (eyalet) 29'unda protestoların sürdüğü ve 50 askerî üssün saldırıya uğradığı söyleniyor. Öte yandan, İran resmî medyası çatışmalar sırasında birkaç güvenlik gücünün yaralandığını birkaçının ise öldüğünü bildirdi.

İçişleri Bakanı, maddi hasar konusunda da açıklamalarda bulundu. Bakan, 731 banka, 140 kamusal alan, dokuz dinî merkez, 70 benzin istasyonu, 307 araç, 183 polis arabası, 1.076 motosiklet ve 34 ambulansın büyük zarar gördüğünü söyledi.

Mahşehr, mahşer yeri

Şimdiye kadar kayıtlara geçen en şiddetli eylemler ise, İran'ın güneybatısında yer alan Huzistan eyaletindeki merkezî hükûmete karşı ve etnik Arap çoğunluğuna sahip bir bölge olan Mahşehr'de ve şehrin banliyölerinde gerçekleşti.

Bölgedeki yabancı basına bilgi veren ve şiddete tanık olan bir protestocu ve acil müdahalelerin yapıldığı bölgedeki bir hastanedeki hemşire, 18 Kasım günü protestocuları dağıtmak için Muhafızlar'ın geldiğini ve ağır bir müdahaleye tanık olduklarını söylüyor.

Tanıklar, Devrim Muhafızları'nın bölgeye gelmeden önceki üç gün boyunca ana yolları ve petrokimya endüstrisini kapatarak şehir ve banliyölerini kontrol altına alındığını ifade ediyor. İran İçişleri Bakanı da devlet medyasına yaptığı açıklamada protestocuların söylediklerini doğruladı ancak toplu katliamlar hakkında sorulan spesifik sorulara cevap vermekten kaçındı.

Mahşehr'deki toplu katliamlar nasıl gerçekleşti?

Protestolar kapsamında yerel güvenlik güçleri ile çevik kuvvet polis memurlarının kalabalığı dağıtmaya ve yolları açmaya çalıştığı ancak başarısız olduğu söyleniyor. Görgü tanıklarına göre protestocular ve güvenlik güçleri arasında Muhafızlar oraya gönderilmeden önce birkaç çatışma patlak verdi. Bölge sakinlerinin ifadesine göre Muhafızlar'ın İran'ın düşük gelirli etnik Arap azınlığının yaşadığı bir banliyösü olan Shahrak Chamran'ın girişine yaklaştıklarında yolu kapatan düzinelerce insana uyarı yapmadan ateş ettikleri bildiriliyor. Muhafızlar'ın kuşatması sonucu makineli tüfeklerle 100 kadar insanın hayatını kaybettiği aktarılıyor.

Olayın vahim boyutlarından biri de, tanıkların ifadelerine göre Muhafızlar ölüleri bir kamyonun arkasına yığması ve ayrılması olarak göze çarpıyor. İran halkının gözünde önemli bir konumda olan Devrim Muhafızları Ordusu'nun böyle bir eylem yapmış olması ülkedeki ayrışmanın boyutlarını gözler önüne seriyor. Protestolara verilen bu tarz sert tepkiler, İran liderleri ile 83 milyon nüfusun büyük kesimleri arasında sert bir sürtüşme anlamını taşıyor.

Protestoların faturası

Görünen o ki protestolar İran'ın siyasi yelpazesinde görece ılımlı olan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye ciddi bir darbe indirdi ve sertlik yanlılarının eli güçlenmiş durumda. Siyasi analistler de bu protestoların yaklaşan parlamento seçimlerini ve cumhurbaşkanlığını iki yıl içinde muhalafetin kazanmasını neredeyse garanti ettiğini söylüyor.

Habernediyor.com / Turgut Başer

Yorumlar (0)
hafif yağmur