İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad: 'İran, Türkiye ve Suudi Arabistan birlik olmalı'

İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Türkiye, Suudi Arabistan ve İran’ın birlik olması hâlinde bölgenin çehresinin tamamen değişeceğini açıkladı.

DÜNYA 07.05.2021, 17:34 09.05.2021, 08:57 Ömer Aksan
İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad: 'İran, Türkiye ve Suudi Arabistan birlik olmalı'

İran’da 2005-2013 arası iki dönem Cumhurbaşkanlığı yapmış olan Mahmud Ahmedinejad, bölgede yaşanan gelişmeler, 18 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve nükleer anlaşmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Türkiye, Suudi Arabistan ve İran birlikte hareket etmeli”

Suudi Arabistan ve İran arasındaki müzakereleri desteklediğini açıklayan Ahmedinejad, "Türkiye, Suudi Arabistan ve İran beraber hareket ederse bu bölgenin çehresi tamamen değişir. Bu durum çok kolay bir şekilde gerçekleşebilir. 3 ülkenin ortak paydaları, çatışmalı  oldukları meselelerden kat kat fazladır. Bu ortak paydaları güçlendirme yoluna gidilirse her şey çok daha kolay olur.” sözlerini kullandı.

Suriye krizine yönelik Rusya, İran ve Türkiye’nin yürüttüğü Astana sürecinin de önemli olduğunu belirten Ahmedinejad, "Rusya, İran ve Türkiye, Suriye’deki barışın sağlanmasına yardımcı olabilirler. Suriye halkının iradesi bu şekilde hakim olabilir. Bölgedeki devletler ve bölge halkları dostluk içinde hareket ederse büyük ve önemli bir güç ortaya çıkabilir. Bir hegemonya değil dünya toplumlarının barışına ve huzuruna hizmet edecek bir güç." yorumunu yaptı.

“ABD’den İran’a uçuş olmasının sakıncası yok”

ABD ile İran arasındaki problemler hakkında da konuşan Ahmedinejad, hükümetlerin toplumların iletişimini ve etkileşimini engelleme hakkı bulunmadığına dikkat çekti ve bununla birlikte cumhurbaşkanlığı yaptığı ilk dönemde New York ve Tahran arasında direkt uçak seferlerinin bulunması için ABD hükümetine mektup yazdığını anımsattı ve şunları söyledi:

"ABD ile İran arasında problem varsa bu, iki toplumun ilişkilerini engellemeli midir? Bu hakkı kim, nereden alabiliyor? Bu, toplumlara sorulması gereken önemli bir sorudur. İki ülke halkına bu şekilde bir soru sorulduğunda onlar, etkileşimin devam etmesi için oy kullanır. Çünkü kültürel, sosyal, bilimsel ve ekonomik ilişkiler kurmak ve seyahat etmek halkların haklarından biridir. ABD’lilerin çoğu İran’ı görmek, İran’da gezmek istiyor. Ticari, bilimsel faaliyetler gerçekleştirmek ve İran’ı gezmeyi çok istiyorlar. Birçok İranlı vatandaş da ABD’ye seyahat istiyor, bunda nasıl bir sakınca var? Bu durum, iki devlet arasındaki problemlerin çözümüne de destek olur. İki ülke halkının diyaloğu artarsa hükümetler arasındaki problemlerin çözümü de o kadar kolaylaşır. Devletler, yönettikleri halkları için ilişkilerini kuruyor veya koparıyor. Devletin asıl görevi halkın hukukunu ve güvenliğini temin etmektir. Halk, özgür ve adil bir ortamda yaşamalıdır. İstediği yere de gidebilmelidir.”

“İran ve ABD yeniden anlaşabilir”

Washington ve Tahran hükümetlerinin geçmişte işbirliği yaptıklarını ve çeşitli konularda anlaştığını söyleyen Ahmedinejad, bunun şu anda da gerçekleşebileceğini dile getirerek, "ABD ve İran yeni birtakım anlaşmalar yapabilir. Önemli olan saygıya ve adalete dayalı bir işbirliğinin olmasıdır. Barış ve dostluk olursa bu neden olmasın. Bu, ABD ve İran’ın bölgedeki toplumların, insanların çıkarlarının aleyhine bir iş yapacağı anlamına gelmesin. İşbirliği hiçbir halkın aleyhine bir şekilde gerçekleşmemelidir. Örneğin; Türkiye’nin ABD ile dostluğu İran’ın ve İran halkının aleyhine bir durum değildi. Türkiye ile biz dosttuk ve şu anda da dostuz." yorumunu yaptı.

“Nükleer bir kazanım değil”

Nükleer anlaşmalara ilişkin de konuşan Mahmud Ahmedinejad, bu anlaşmaların hiçbir ülke için kazanım olarak sayılamayacağını ve hiçbir problemi çözmeyeceğini dile getirdi. Nükleer anlaşmasının imzalandığı son 5 yıl içinde ABD ve İran’ın birbirinden daha çok uzaklaştığını belirten Ahmedinejad, “Biz daha önce de bir anlaşma imzaladık fakat bu taraf, bize izin vermedi. Şu an görev başında olan çeşitli gruplar birlik olup anlaşmanın gerçekleşmesine engel oldular.” sözlerini kullandı.

"Seçim gündemi çok durağan, hiç böyle olmamıştı"

18 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ahmendinejad, Hasan Ruhani hükümetinin 8 yıldan sonra Viyana görüşmelerinden birtakım kazanımlar elde etmek istediğini ve Kovid-19’un koşullarını öne sürerek seçimlerin ertelenmesini istediğini öne sürdü. Pandeminin, hükümet muhalifi tarafındakiler için, "halkın rahatsızlığından yararlanmak ve sandık başına gitmesini engellemek için iyi bir fırsat" oluşturduğunu savundu.

Cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağına ilişkin soruya yanıt veren Ahmedinejad, "Henüz görüşümü açıklamadım. Halkımızın haklarını hep savundum. Milli çıkarlara aykırı bir durumla karşılaştığımda hep sesimi yükselttim. Seçim atmosferi şu an çok durağan, hiç böyle olmamıştı. Neler olacağı gelişmelere bağlı şu an. Beklemek lazım. Birçok gelişme yaşanabilir." ifadelerini kullandı.

Seçimlerdeki yolsuzluk iddialarına ilişkin de konuşan Ahmedinejad, “Eskiden sandıkları teker teker açıyor ve ilan ediyorduk. 44 binden daha fazla sandığın içindeki oylar sayılıyor ve tek tek ilan ediliyordu. Böylece sandık başındaki 17 gözlemci, her şeyi görebiliyordu. Seçmenler de bu şekilde oyları hesaplayabilir ve mukayese edebiliyordu. Son 2-3 seçimde ise sandıklar ilan edilmiyor. Bu çok da iyi bir şey değil." sözlerini kullandı.

“İran’da güçlü bir virüs yönetimi bulunmuyor”

2005’te devrimin idealleri arasında bulunan "özgürlük, adalet, insan onuru ve kalkınma” gibi meselelerde ısrarcı olunduğu ve devlet kademesinde bulunanların da destek vereceği bir anlayışa sahip olduğunu söyleyen Ahmedinejad, kısa bir süre içinde bu tavrın "yanlış" olduğunun farkına vardığını aktardı.

Hükümetin pandemiyle mücadelesini de yetersiz gördüğünü söyleyen Ahmedinejad, "İran'da güçlü bir pandemi yönetimi bulunmuyor. Ülkede, sağlık sisteminin potansiyelinden yararlanılmıyor. Bazı olayların anlatıldığı gibi olmadığını her şey bitince öğreniyoruz. Verilen kararların da koordinasyonla verilmediğini görüyoruz. Aşıyı ithal etmenin bu denli zor olmadığını söyleyebilirim." şeklinde konuştu.

Açıklanan Kovid-19 vaka sayısı ve can kaybı sayılarının gerçekçi olmadığını iddia eden Ahmedinejad, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Vaka ve ölüm oranlarını düşürüp arttırıyorlar. Kendileri de zaten gerçek rakamların 2 kat daha fazla olduğunu belirtmişti. Ülkede tuhaf bir dehşet durumu yaşanıyor. Korku vücudun bağışıklığına zarar verir ve onu zayıflatır. Aşıyla ilgili, bir gün gelecek diğer gün gelmeyecek diye açıklama yapıyorlar. Bazı durumlarda aşı etkilidir bazı durumlarda ise aşı olsan bile sağlık ve mesafe, temizlik gibi kurallara uymalısın diyorlar. Yüksek seviyede bir sorumluluk duygusunun ortaya çıkması için net ve şeffaf bir yöntem yok."

Ülke yöneticilerinin aşı yaptırmış olabileceğini ve bu sebeple rahat hareket edebildiklerini öne süren Ahmedinejad, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yavaş yavaş gaflet ve halktan uzaklaşarak nelerin yaşandığını bilmiyoruz. Açıklanan rakamlar doğruysa hükümet yöneticilerinde deprem etkisi oluşturmalıydı. Şayet doğru değilse devlet yöneticilerinin başka amaçlarla yanlış rakamları paylaşması fazlasıyla kötü bir şeydir." 

Ahmedinejad, ayrıca Dünya Sağlık Örgütü’ne eleştirilerde bulunarak Kovid-19’un, siyasi kaygılar için üretilmiş olabileceği iddiasını öne sürdü.

Yorumlar (0)
14
açık