Fransa’nın özgürlüğü İslam’a kadar: “Başörtüme dokunma!

Fransa’da yaşayan Müslüman kadınlar, siyasetçilerin başörtüsü yasağı çıkarmak istemesi üzerine sosyal medya aracılığıyla bir protesto başlattı. Kadınlar, ellerine “Pas Touche A Mon Hijab” (Başörtüme dokunma) yazarak dünyanın dört bir yanından bu protestoya destek veriyor. Bu sessiz eyleme yalnızca Fransızca değil İngilizce ve diğer dillerden de destek geliyor. 

DÜNYA 07.05.2021, 13:29 09.05.2021, 09:23 Başak Çetin
Fransa’nın özgürlüğü İslam’a kadar: “Başörtüme dokunma!

Fransa’daki Cumhuriyetçi siyasetçiler, Senato’da “Cumhuriyet Değerlerine Saygıyı Güçlendiren Prensipler” isimli tasarıyı tartışmaya başladı. Tasarı içerisinde gündemi en çok meşgul eden konu ise “başörtüsü” 

Cumhuriyetçiler, Müslüman kadınların başörtüsü takmasının Cumhuriyet değeriyle örtüşmediğini ve bu sebeple yasaklanması gerektiğini ifade ediyor. Öyle ki görüşülen yasa tasarısına bu konu ile ilgili pek çok madde eklenmiş durumda. Okul gezilerinde çocuklarının yanında giden annelerin, 18 yaş altındaki kızların, resmi spor müsabakalarına giden kadınların ve havuza girecek kadınların başörtü takmaması ve tesettür mayo giymemesi gibi maddeler, Senato’da olduğu kadar ülke genelinde de yankı uyandırmış durumda.



Protestolar başladı

Senato’da görüşülen tasarının ülkede duyulmasının ardından Müslüman cemaat, protestolarına başladı. Müslüman kadınların başlattığı ve erkeklerin de destek verdiği bu protesto, sosyal medya üzerinden başlatıldı. Zaman içerisinde diğer dinlere mensup kişilerin de destek vermeye başladığı bu protesto, yalnızca bir cümle ile başladı: “Başörtüme dokunma”

Başörtülü kadınların ellerine “Başörtüme dokunma” yazarak başlattığı bu sessiz eylemin öncülerinden olan Duyu Akın, Fransa’daki İslamofobik hareketler hakkında Türk televizyonlarına açıklamalarda bulundu.

Fransa’nın tek gündemi “başörtüsü”

Strazburg’da ikamet eden 25 yaşındaki Duygu Akın, finans alanında yüksek lisans yapan, başarılı akademik hayatı olan ve yakın zamanda iş hayatına atılmaya hazırlanan bir Fransa vatandaşı.

Duygu Akın, ülkesindeki İslamofobik davranışlar hakkında şu şekilde konuşuyor: “Başörtüsü konusu Fransa’da sürekli olarak gündeme geliyor. Neredeyse ülkenin tek gündemi bu. Bir İngiliz sosyal medya fenomeni, ‘Hands Off My Hijab’ yazarak fotoğraf çekilmişti. Biz de bunu Fransızcaya çevirdik ve Fransa’daki yasa tasarısına karşı protestomuzu başlattık. ‘Pas Touche A Mon Hijab’ cümlesini ellerimize yazarak sosyal medyada fotoğraflarımızı paylaştık. Mesajımızı gören kadınlarla birlikte bu protesto büyüdür. Artık yalnızca kadınlar değil erkekler de bize destek veriyor.”



“Gazeteciler şaşkınlıkla izliyor”

Duygu Akın, dünyada pek çok kişinin vefatına sebep olan ve durdurulamayan Covid-19 salgını dururken Fransızların başörtüsünü gündem haline getirmesini pek çok gazetecinin şaşkınlıkla izlediğini belirtti.

Kamusa başlayan yasak, özel sektöre yansıdı

Akın, Müslüman kadınların iş hayatında karşılaştığı davranışlarla ilgili şu şekilde konuşuyor: “Fransa’daki başörtüsü karşıtlığı ilk olarak eğitim alanında bizi karşılıyor. Özellikle lisede okuyan Müslüman kızların okulda başörtüsü takması yasak. Lisede başlayan yasaklar, üniversitelerde de devam ediyor. Öğrencilerin okul içerisinde başörtüsü takması yasaklanıyor. İslamofobi, iş hayatında da karşımıza çıkıyor. Kamu şirketlerinde başlayan başörtüsü yasağı, özel şirketlere yayılmaya başlamış durumda. Özel şirketler artık başörtülü kadınları işe almıyor.”



Fransa’nın özgürlüğü, İslam’a kadar

Genç kadın, “Fransa, aslında özgür bir ülke fakat bu özgürlüğü İslam dininde uygulamaya geçmemekte direniyor. Fransa’da kendi dinimizi seçmek ve uygulamak, bizim temel hakkımız ve özgürlüğümüz. Ama bu yasak, özgürlüğümüze karşı. Biz, Fransa’da yaşayan kadınlar olarak hakkımızı istiyoruz. Kendimiz hakkımızı arıyoruz ve alacağız.” şeklinde konuşuyor.

İslam’ı medyadan ve yanlış aktarıyorlar

“Fransa, Cezayir’i işgal ettiğinden beri ülkede başörtülü kadınlara karşı önyargı var. Herkes bize ‘açılın ve özgür olun’ şeklinde telkinlerde bulunuyor. Strazburg’da Müslüman nüfusu çoğunlukta. Burada Müslümanlar ve diğer din mensupları, başörtülülere daha saygılı. Müslümanların az olduğu ya da hiç olmadığı yerlerde ise Fransızlar, bizlere karşı ön yargılı. Bunun sebebi ise İslam dinini yalnızca medyadan öğrenmeleri. Medya, İslam dinini yanlış aktarıyor.”



Milletvekillerine mektup yazıyoruz

“’Başörtüme dokunma’ hareketi kapsamında arkadaşlarımız ile milletvekillerine mektuplar yazıyor ve bu konu hakkındaki düşüncelerimizi dile getiriyoruz. Öncelikli hedefimiz, bu tasarının onaylanmaması. Bu aşamadan sonra is bununla yetinmemeyi istiyoruz. Bu konunun sürekli gündem olmasını ve bizi tedirgin etmesini istemiyoruz. Bizler bu duruma karşı savaşmak istiyoruz.”

“Dini sembol yasağı” yerine “başörtüsü yasağı”

“Fransa’da bu konu daha önce de defalarca Senato’da görüşüldü. Önceden dini sembol yasağı olarak nitelendirilen bu durum şu anda başörtüsü yasağı adını almış durumda. Bunu, özellikle söylüyorlar. Fransa’da pek çok dini inanış olmasına ve hepsinin de sembolü olmasına rağmen yalnızca başörtüsü yasak. Direkt olarak ‘hicap’ kelimesini kullanıyorlar ki bu da İslamofobik bir kelime. Hıristiyanlık dininde de kadınlar başörtüsü takıyor fakat bu hicap kelimesi yalnızca Müslüman kadınların başörtüsü için söylenen bir kelime. Görüşülen yasa tasarısı, Hıristiyanlarda başörtüsü takanları ilgilendirmiyor.”



Macron, göreve başlamadan önce olumluydu

“Emmanuel Macron, göreve gelmeden önce başörtüsü konusu için olumlu ve ılımlı yaklaşıyordu. Fakat göreve geldikten sonra tutumu değişti. Şu anda ise görev süresinin sonuna geliniyor ve Macron, sağ kesime yanaşmaya çalışıyor. Dolayısıyla da başörtüsü konusu sürekli gündeme geliyor. Önceden ‘Sarı Yelekliler’ problemi vardı örneğin ama o zaman bile Senato’da başörtüsü konuşuldu. Şimdi de Covid-19 salgını var ama yine başörtüsü konuşuluyor. Gerçek problemleri göz ardı etmek adına bu konuyu sürekli gündeme getiriyorlar diye düşünüyoruz.”

“Mesleğimizle anılmak istiyoruz”

“Dünyada eşitlik ve özgürlük ülkesi olarak bilinen Fransa, resmen başörtüsüyle savaşıyor. Bu konuda gerçekten üzgün hissediyoruz. Çoğumuz Fransa’da doğmuş ve büyümüş kişileriz. Devletin bizi ötekileştirmesi ve yok saymayı oldukça üzücü. Biz, ‘başörtülü’ olarak anılmak değil, mesleklerimizle anılmak istiyoruz. Biz, yalnızca bir problem olduğu zaman medyada yer etmek istemiyoruz. Bizim toplum hayatında da rollerimiz var. Şimdiye kadar ‘başörtüsü yasağı’ konusu dışında hiçbir Müslüman kadına mikrofon uzatılmadı. Sosyal medyada başlayan protestomuz ile ilk kez bizimle konuşmak isteyen medya grupları oldu.” 

Yorumlar (0)
19
parçalı az bulutlu