Çin’in nüfusu 1959 yılındaki kıtlığın ardından ilk kez azalıyor

Dünyadaki nüfusun 6’da 1’ine sahip olan dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’in nüfusu 1959 yılında yaşanan kıtlığın ardından ilk kez azalma yolunda. 1,4 milyarı aşkın nüfusuyla son 50 yılda büyük bir gelişme gösteren ve ekonomik olarak da üst sıralara çıkan Çin’in önümüzdeki yıllarda nüfusunun artarak 2100 yılında 587 milyona kadar düşmesi bekleniyor. Peki, bu durum Çin’i ve dünyayı nasıl etkileyecek? Ekonomik dengeler nasıl değişecek? Hepsi ve daha fazlası haberin ayrıntısında yer alıyor…

DÜNYA 10.07.2022, 13:15 12.07.2022, 15:51 Tayfur Bal
Çin’in nüfusu 1959 yılındaki kıtlığın ardından ilk kez azalıyor

Dünya nüfusu 20'inci yüzyılın başlarından itibaren oldukça arttı. Özellikle tıp ve sağlık alanında gerçekleşen gelişmelerle birlikte doğumda yaşanan ölüm oranlarını oldukça azalırken ortalama yaşam süreleri de bir hayli yükseldi. Yüz binlerce yıldır yeryüzünde yer alan insanlığın nüfusu düzenli olarak artarak 1800'lü yılların başında 1 milyona kadar ulaştı. 1930 yılına gelindiğinde 2 milyona ulaşan dünya nüfusu bu tarihten sonra adeta bir patlama yaşadı. Aradan geçen yaklaşık 90 yıllık süreçte dünya nüfusu 4 kat artarak 8 milyara kadar ulaştı. Bu nüfusun büyük bir bölümü ise Çin ve Hindistan'ı da kapsayan bir alanda yer alıyor. Öyle ki dünya haritalarında sıkça gösterilen bu daire içinde yer alan insanların sayısı, dışında yer alan insanların sayısı ile eşit. Küresel anlamda son 50 ila 100 yılda en büyük nüfus genişlemesini de yine bu çember içinde yer alan Çin gösterdi. 1950 yılında yaklaşık 550 milyon nüfusa sahip Çin son 72 yıl içinde 3 kat büyüyerek yaklaşık 1.5 milyar nüfusa ulaştı. Ancak dünyanın en fazla nüfusuna sahip ülkesi küçülmek üzere.

Dünya nüfusunun yarısı çemberle gösterilen alanın içinde yaşıyor. 

1959 yılında yaşanan kıtlığın ardından nüfus ilk kez azalma yolunda

Çin, dünya nüfusunun altıda birinden fazlasını oluşturuyor. Ancak ülke nüfusu 1959 ve 1961 yılları arasında yaşanan büyük kıtlıktan bu yana ilk kez bu yıl azalma yolunda. Ülkenin nüfusu aradan geçen 40 yıllık süreçte 660 milyondan 1,4 milyara kadar olağanüstü bir şekilde yükseldi. Ulusal İstatistik Bürosu'nun son rakamlarına göre, Çin'in nüfusu 2021 yılında oldukça düşük sayılabilecek bir artışla milyar 1 milyar 420 milyon 60 bin kişiye ulaştı. Ülkenin nüfusu 2021 yılında sadece 480 bin kişi artış gösterdi. On yıl önce yıllık sekiz milyon artış gösteren Çin için bu rakamlar oldukça düşük.

Doğum oranları 1980’lerden beri düşüş gösteriyor

Sıkı Covid önlemleri karşısında çocuk sahibi olma isteksizliği doğumlardaki azalmaya katkıda bulunmuş olsa da, nüfus artışı Çin'de yıllardır geriye doğru gidiyor. Çin'in toplam doğurganlık hızı (kadın başına doğum oranı) 1980'lerin sonunda 2,6'ydı. Bu oran ölümlerin yerini doldurmak için gerekli olan 2,1'lik oranın oldukça üzerindeydi. Doğum oranları 1994 yılından beri 1,6 ile 1,7'nin arasındaydı. Bu oranlar 2020 yılında 1,3'e ve 2021 yılında ise 1,15'e kadar düştü. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde kadın başına 1,6'lık bir doğurganlık hızı mevcut. Yaşlanan Japonya'da ise bu oran 1.3.

İnsanlar çocuk sahibi olma konusunda isteksiz

Çin'in 2016 yılında tek çocuk politikasını terk etmesine ve geçen yıl vergi ve diğer teşviklerle desteklenen üç çocuk politikasını uygulamaya koymasına rağmen ülkenin nüfus artışı giderek azalıyor. Çinli kadınların devlet teşviklerine rağmen neden çocuk sahibi olmak konusunda isteksiz olduklarına dair farklı teoriler var. Bunların arasında halkın küçük ailelere alışması, artan yaşam maliyeti, yükselen evlilik yaşı gibi nedenler gösteriliyor. Tüm bu nedenler doğumları geciktirmenin yanı sıra çocuk sahibi olma arzusunu da azaltıyor. Öte yandan Çin'de doğum yapma çağındaki kadın sayısında da bir azalma mevcut. 1980 yılından bu yana sadece bir çocuk sahibi olmakla sınırlı olan birçok çiftin erkek çocuğu oldu. Bu durum doğumda cinsiyet oranını dünyanın geri kalanında da geçerli olan her 100 kız için 106 erkekten 120 erkeğe ve bazı bölgelerde ise 130'a kadar çıkardı.

Dönüm noktası beklenenden 10 yıl önce gerçekleşecek

Çin'in toplam nüfusu geçtiğimiz yıl 1.000 kişide sadece 0.34 oranlık artış ile 1959 yılında yaşanan kıtlık sonrasında rekor seviyede düşük bir artış gerçekleştirdi. Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi'ndeki bir ekip tarafından hazırlanan raporlara göre ülke nüfusu bu yıl kıtlıktan sonra ilk kez binde 0,49 oranında bir düşüş gösterecek. 2019 gibi yakın bir tarihte Çin Sosyal Bilimler Akademisi, nüfusun 2029'da 1.44 milyar ile zirveye ulaşmasını bekliyordu. Nüfusta yaşanması beklenen dönüm noktası, beklenenden on yıl önce geldi. 2019 Birleşmiş Milletler Nüfus Beklentileri raporu ise ülke nüfusunun 2031 yılında 1,46 milyar ile zirveye ulaşmasını bekliyordu.

Nüfus 2100 yılında 3’te 1’ine düşecek

Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi ekibi, 2021 yılından sonra yıllık ortalama %1,1'lik bir düşüş göstererek nüfusun 2100 yılında 587 milyona, yani bugünkünün yarısından daha azına düşeceğini öngörüyor. Çin'in toplam doğurganlık hızının 2022 ile 2030 yılları arasında 1,15'ten 1,1'e düşeceği ve 2100 yılına kadar da bu seviyelerde kalacağı tahmin ediliyor.

Emeklinin çalışan nüfusa oranı 4.15 kar artacak

Hızlı düşüşün Çin ekonomisi üzerinde derin bir etkisi olacak. Çin'in çalışma çağındaki nüfusu 2014 yılında zirve yaptı ve bu rakamın 2100 yılına kadar üçte bire kadar düşmesi bekleniyor. Bu durum Çin'in yaşlı nüfusunun (65 yaş ve üstü), 2100 yılına kadar artmaya devam etmesi ve 2080 yılında çalışma çağındaki nüfusu geçmesi anlamına geliyor. Ülkede şu anda yaşlı her 20 insanı desteklemek için çalışma çağında 100 vatandaş bulunuyorken, bu değişim ile birlikte 2100 yılında 100 çalışma yaşındaki vatandaşın 120 yaşlı Çinliyi desteklemesi gerekecek. Diğer bir ifadeyle emekli ve çalışanların oranı bugünkünün tam 4.15 katına çıkacak. Çin'de çalışma çağındaki nüfusta yaşanacak yıllık ortalama %1,73'lük bir düşüş, verimlilik hızla artmadığı sürece çok daha düşük ekonomik büyümeye de zemin hazırlayacak. Hızla azalan işgücünün neden olduğu daha yüksek işgücü maliyetleri, yoğun işgücü gerektiren üretimi Çin'den Vietnam, Bangladeş ve Hindistan gibi işgücü bol ülkelere itecek. Çin'de şu anda bile imalat işçiliği maliyetleri Vietnam'dakinin iki katı.

Daha fazla özen, daha az üretim

Öte yandan, Çin'in üretken kaynaklarının büyük bir bölümünü, giderek artan yaşlı nüfusun taleplerini karşılamak için sağlık, tıp ve yaşlı bakımı hizmetlerinin sağlanmasına yönlendirmesi gerekecek. Victoria Üniversitesi'ndeki Politika Araştırmaları Merkezi tarafından yapılan modellemeye göre, Çin'in emeklilik sisteminde değişiklik yapılmadığı takdirde emeklilik ödemeleri bugünkünün tam beş katına çıkacak. Ülkede emeklilik ödemeleri 2020 yılında GSYİH'nın %4'ü oluştururken bu oran 2100 yılında %20'ye kadar çıkacak.

“Çin Yüzyılı” beklentisi gerçek olacak mı?

Avustralya gibi kaynak ihraç eden ülkeler için bu değişiklikler, ihracatın Çin dışındaki üreticilere yeniden yönlendirilmesini gerektirebilir. Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere mal ithalatçıları ise malların kaynağı kademeli olarak yeni ve gelişmekte olan üretim merkezlerine doğru kayacak şekilde ayarladı. 21'inci yüzyılın “Çin yüzyılı” olacağına dair tahminlere rağmen, bu nüfus tahminleri, etkinin başka ülkelere taşınabileceğini öne sürüyor. Bu ülkeler arasında önümüzdeki on yıl içinde nüfusu Çin'i geçmesi beklenen komşu Hindistan da yer alıyor.

Net sıfır hedefi birçok ülkeyi etkileyecek

Öte yandan Çin'in enerji güvenliğini artırma ve karbon emisyonlarını azaltma planları, Avustralyalı kömür ihracatçıların bu yıl yaşadığı ani patlamanın geçici bir süreç olduğu anlamına geliyor. Çin, Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği askeri müdahalelerin ardından enerji güvenliğini artırmayı ve 40 yıl içinde net sıfıra ulaşmayı hedefliyor. Çin'in mevcut iklim taahhütlerine bağlı kalması durumunda, 2019 yılında 210 megaton olan termal kömür ithalatı 155 milyon tona kadar düşecek. Bu durum Avustralya ihracatının 2025 yılına kadar %20 düşeceği anlamına gelirken Avustralya hükümetinin devam talep ve hatta sürekli büyüme tahminleriyle taban tabana zıt bir tablo oluşturuyor. Dünyanın en fazla nüfusuna sahip ülkesinin 21'inci yüzyıl boyunca daralması ve azalması bütün bunlar dışında pek çok şekilde uluslararası ticaretteki dengeleri değiştirebilir. Bu değişimin ülkelerin kaderini nasıl değiştireceğini ise zaman gösterecek.

HABERNEDİYOR.COM | TAYFUR BAL – ÖZEL HABER

Yorumlar (0)
27
açık