Beş dakika bakmak iki gün içinde öldürüyor! Dünyanın ölümcül gizemi

1986'daki nükleer felaketin ardından ortaya çıkan 'Elephant's Foot', şimdiye kadar sadece birkaç kez fotoğraflanabildi. Çünkü bu ölümcül nesnenin bulunduğu odada beş dakika bile kalmak ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.

DÜNYA 20.06.2024, 12:08 Buse Önder
Beş dakika bakmak iki gün içinde öldürüyor! Dünyanın ölümcül gizemi

Kulağa doğaüstü gibi gelse de, dünya üzerinde o kadar ölümcül bir nesne var ki, ona bakmak bile ölümcül olabilir. Bu nesne, Çernobil nükleer reaktörünün erimiş çekirdeğinden oluşan iki metre genişliğindeki katılaşmış lav yığını.

Yoğun radyasyon nedeniyle, "Fil Ayağı" (Elephant's Foot) adı verilen bu yığının şimdiye kadar yalnızca birkaç fotoğrafı çekilebildi. Çernobil felaketinin üzerinden neredeyse 40 yıl geçmiş olmasına rağmen, bu odaya adım atmak hala ölümcül olabilir ve tehdit yüzyıllar boyunca devam edebilir.

Çernobil felaketi ve sonuçları

26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santrali'nin dört numaralı reaktöründe beklenmedik bir güç dalgalanması yaşandı. Acil kapatma prosedürlerinin başarısız olmasıyla birlikte, çekirdekteki sıcaklık hızla yükseldi. Reaksiyonu yavaşlatması gereken kontrol çubukları yerleştirildiğinde artık çok geçti ve yoğun sıcaklık, çubukları çatlatmıştı.

Kısa süre sonra soğutma suyu buharlaştı ve basınç arttı, nihayetinde reaktör, insanlık tarihindeki en kötü nükleer felaketle patladı. O sonbahar, acil durum ekipleri radyasyonu kontrol altına almak için mücadele ederken, reaktörün altındaki bir odanın gezegendeki en tehlikeli yerlerden biri haline geldiğini keşfettiler.

Karmaşık radyoaktif kimyasal yığını

Reaktör, o kadar ısındı ki çekirdeği korumak için kullanılan çelik ve beton eriyip radyoaktif lavlara dönüştü. İlk müdahaleyi gerçekleştiren ekiplerin inancının aksine, bu materyal aslında reaktörden gelen nükleer yakıt değildi. Çekirdek kritik hale geldikçe, kendisini barındırmak için kullanılan malzemeleri eritti ve yavaşça reaktörün tabanına aktı. Reaktör 4'ün boruları ve betonu boyunca ilerlerken daha fazla bileşen topladı, değişti ve karmaşık bir radyoaktif kimyasal yığınına dönüştü.

Kum, beton ve nükleer yakıttan oluşan bu karışım nihayet soğuduğunda, corium adı verilen yeni bir malzemeye dönüşerek katılaştı. Reaktörün altındaki buhar koridoruna düşen bir corium kütlesi, kendine özgü şekli sebebiyle 'Fil Ayağı' olarak anıldı.

Kansere yol açan dozun bin katı radyasyon

1986'da Fil Ayağı, saatte 10 bin röntgen (bir radyasyon ölçüsü) yayıyordu. Bu, kansere sebep olmak için gereken dozun yaklaşık bin katıydı. Bu seviyedeki bir saatlik radyasyon, dört buçuk milyon göğüs röntgeni çekmeye eşdeğer olarak kabul ediliyor.

30 saniyelik maruziyet sonucu, bir hafta içinde baş dönmesi ve yorgunluk hissediliyor. Odada iki dakika kaldıktan sonra hücreler kanamaya başlıyor; dört dakika sonra kusma, ishal ve ateş ortaya çıkıyor. Yalnızca beş dakika maruz kalmak ise neredeyse kesin olarak iki gün sonra ölüme yol açıyor.

Fotoğrafı elde edildi

'Tasfiye memurları' olarak adlandırılan müdahale ekibi, Fil Ayağı'nın hâlâ yaklaşamayacak kadar radyoaktif olduğunu gördüler. Ekip, hızla tekerleklere monte edilen bir kamera kullanarak ayağın fotoğrafını çekmeyi başardı. On yıl sonra Çernobil'i kapsamlı bir şekilde belgeleyen ABD Enerji Bakanlığı, Fil Ayağı'nın bazı fotoğraflarını elde etmeyi başardı.

Bu ölümcül nesne, insanlık tarihindeki en büyük felaketlerden birinin sembolü olarak kalmaya devam ediyor. Fil Ayağı, yıllar geçmesine rağmen hala ölümcül bir tehdit oluşturmaya devam ediyor.

Yorumlar (0)