2022 yazı doğal felaketlerle geçti: Kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları…

2020 yılının özellikle yaz aylarında birbirinden şiddetli hava olayları meydana geldi. Yıl içerisinde özellikle Pakistan ve Hindistan gibi bölgeler ilk önce rekor derecedeki sıcak hava dalgaları ile mücadele ederken daha sonrasında yoğun sel felaketleri ile karşı karşıya kaldı. Avrupa’da temmuz ve ağustos aylarında meydana gelen sıcak hava dalgaları binlerce insanın ölümüne yol açarken İngiltere 40 dereceyi aşan sıcaklıklarla tarihi bir rekor kırdı. İklim değişikliği 2022 yılında gerçekleşen felaketlerde nasıl bir rol oynadı? Dünyanın altyapısı küresel felaketlerle mücadele etmek için ne kadar yeterli? EL Nino ve La Nina olayları nelerdir? Hepsi ve daha fazlası haberin ayrıntısında yer alıyor…

DÜNYA 25.09.2022, 23:43 26.09.2022, 11:14 Tayfur Bal
2022 yazı doğal felaketlerle geçti: Kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları…

Birçok ülkede sol ayağını bir kova buzlu suya ve sağ ayağını bir kova sıcak suya sokan ve böylece toplam sıcaklığı ortalama olan adam hakkında eski bir fıkra vardır. Bu durum, 2022'nin yazı boyunca dünyanın kuzey yarımküresinde yaşanan aşırı olayların bir özeti gibi duruyor. Küresel ısınma kuşkusuz birçok faktör ile kendisini gösteriyor. Ancak bazen üst üste gelen ısı dalgaları, kuraklıklar ve seller gibi durumların artan aşırı sıcaklıklar ile nasıl ilişkili olduğu, halkı ve politikacıları şaşırtabilir. İklim değişikliğinin ve La Niña gibi doğal hava koşullarının bugün dünyada gördüklerimizi nasıl etkilediğine daha yakından bakmak bu nedenle oldukça önemli.

Kuzey yarımkürede aşırı yaz

2022 yazı, gerçekten de iklimle ilgili felaketleri birbiri ardına ortaya çıkardı. Rekor kıran ısı dalgaları Hindistan ve Pakistan'ı adeta kavurdu, ardından muson selleri Pakistan'ın yaklaşık üçte birini sular altında bıraktı ve tahminen 33 milyon insanı etkiledi. Sıcaklıklar birçok yerde uzun süreler boyunca 40 Santigrat dereceyi aştı ve hatta mayıs ayında Pakistan'ın Jacobabad kentinde 50 derece ile rekor kırdı. Pakistan'ın bir bölümünün uydu görüntüsü, selin nehirleri nasıl birkaç mil genişliğinde göllere dönüştürdüğünü gösteriyor. Asya'da yaşanan sıcaklıklarda, Himalayalar'daki bazı buzulların erimesine ve nehirlerin yükselmesine neden oldu. Aynı zamanda, haftalarca süren muson yağmurları boyunca Pakistan'a normal koşullarda yağan yıllık yağmurun üç katı yağdı. Selde 1.500'den fazla insan öldü, tahminen 1.8 milyon ev hasar gördü veya yıkıldı ve yüz binlerce hayvan telef oldu. Önümüzdeki dönemlerde yiyecek kıtlığı yaşaması da bekleniyor.

Muson yağmurları Pakistan için yeni olmasa da, yağışların sıklığı ve yoğunluğu oldukça anormaldi. Pakistan İklim Değişikliği Bakanı yağışları “benzeri görülmemiş” olarak nitelendirdi. Seller ülkenin dört ilini ve nüfusunun yaklaşık %15'ini etkiledi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, sellerin iklim eylemi ihtiyacını gösterdiğini söyledi. Pakistanlı yetkililer, bu yılki sel felaketinde 1.700 kişinin öldüğünü ve büyük bir uluslararası müdahalenin koordine edildiği 2010'da meydana gelen olaydan daha kötü olduğunu söylüyorlar.

İspanyol Stonehenge'i ortaya çıktı

Avrupa'daki aşırı sıcaklar, özellikle İspanya ve Portekiz'de orman yangınlarına yol açtı. İspanya'daki kuraklık bir rezervuarı kurutarak, uzun süre sular altında kalan M.Ö. 5000 yıllarına dayandığına inanılan eski bir megalitik taş çemberi olan ve İspanyol Stonehenge'i olarak adlandırılan bölgeyi ortaya çıkardı. Öte yandan Alman mavnaları Ren Nehri'nde gezinmek için yeterli su bulmakta zorlanıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Batı ve Ortabatı, yoğun ısı dalgalarından zarar gördü ve önemli Colorado Nehri rezervuarları olan Lake Powell ve Lake Mead su kısıtlamalarını tetikleyerek rekor seviyelere düştü. Öte yandan ABD, Ölüm Vadisi'nden doğu Kentucky dağlarına kadar birçok şehir ve bölgede büyük yıkıcı seller gördü. Çin'de, ısı dalgaları ve kuraklık sekiz hafta boyunca sürdü ve Yangtze Nehri'nin bazı kısımlarını en az 1865'ten bu yana en düşük seviyeye kadar düşürdü. Aynı bölgenin bazı kısımları ağustos ayında sel yağmurlarıyla tekrar doldu.

Avrupa'da, yaz başındaki aşırı sıcak ve kurak koşullar, özellikle İtalya, İspanya ve Portekiz'de su kıtlığına ve orman yangınlarına yol açtı. Sanayide soğutma suyu eksikliğinden kaynaklanan üretim kayıpları gibi etkilerinin ortaya çıkması biraz zaman aldığından, ısı ve kuraklıktan kaynaklanan kayıplar hakkında kesin bir rakam vermek genellikle zordur.

İklim değişikliği aşırılıkları şiddetlendiriyor

Bunların hepsi insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim değişikliğinin tezahürleridir. İklim değişikliği çoğunlukla doğrudan yağış veya kuraklığa neden olmaz, ancak doğal olarak meydana gelen bu olayları daha yoğun veya şiddetli hale getirir. Karbondioksit ve büyük ölçüde enerji santrallerinden, araçlardan, binalardan, sanayiden ve tarımdan kaynaklanan diğer sera gazları, ısıyı atmosferde hapsederek gezegeni ısıtır. Küresel ısınma, sıcaklığı yükseltmeye ek olarak, yüzey sularının atmosfere buharlaşmasını artırarak az yağış alan alanları kurutur. Artan hava sıcaklıkları, atmosferin tutabileceği su buharı miktarını arttırır ve daha susamış bir hale gelen atmosfer, yüzeydeki nemi emer.

Kuraklık ve aşırı sıcaktan beslenen orman yangınları, haziran ayından başlayarak yaz boyunca Avrupa ve Akdeniz'deki birçok ülkede devam ediyor. Sıcak hava dalgaları, yangınlarla mücadeleyi son derece zorlaştırıyor. Mekanlar sürekli değişse de, genel ihtiyaçlar aynı kalıyor. Bugüne kadar, on binlerce insan tahliye etmek zorunda kaldı ve ikisi itfaiyeci de dahil olmak üzere düzinelerce insan öldü. Ölümlerin çoğu Ağustos yangınlarında en az 40 kişinin öldüğü kuzey Cezayir'de gerçekleşti. Aşırı sıcaktan yüzlerce kişi öldü. En az yedi ülkenin başkenti bu yıl zaten 40 yılın en yüksek sıcaklıklarına ulaştı.

Yüzde 30 daha fazla yağmur görülüyor

Bu ekstra nem, rüzgarlar tarafından taşınır ve sonunda, genellikle bin mil uzaktaki fırtınalara neden olur ve bu yağmurlar daha şiddetli olur. Atmosferik nem, 1970'lerin öncesine kıyasla genel olarak %5 ila %20 arttı. Bir sera gazı olan su buharındaki bu artış, ısınmayı daha da artırır. Su buharlaştığında ısıyı emer ve daha sonra yağmur olarak yağdığında bu ısı tekrar atmosfere salınır. Bu ekstra enerji, fırtınaları körükleyerek, ısınmanın bir sonucu olarak %30'a kadar daha fazla yağmurla birlikte daha büyük ve daha uzun sürebilen daha yoğun felaketlere yol açar.

Avrupa'daki bir başka sıcak dalgası, İngiltere'deki sıcaklıkları 40 santigrat derece rekoruna kadar çıkardı. Kıtadaki kuraklıklar nehirleri kuruttu, II. Dünya Savaşı'ndan kalma batık gemileri ortaya çıkardı ve nehir gezintisi endüstrisini sekteye uğrattı. Avrupa'daki orman yangınları bu yıl şimdiye kadar 2006-2021 ortalamasının neredeyse üç katı kadar arazi yaktı.

Aşırılıklar giderek artıyor

Bangladeş ve Hindistan'ın 2022'de yaşadığı gibi, ısınan bir iklim daha aşırı sağanaklara yol açabilir. Ortalama olarak, yağış herhangi bir zamanda küresel olarak arazinin sadece yaklaşık % 8'ine düşer. Abartılı aşırılıklara yol açan şey ise bölgesel şiddetli yağmurlara ve yaygın kurak dönemlere neden olan yağışların aralıklı olmasıdır. Dolayısıyla hızlanan su döngüsüyle birlikte yağış alan bölgeler giderek daha fazla yağış alırken ve yağış almayan kurak alanlar ise daha kurak hale gelir. Okyanusların üzerinde bu durum tuzlu suların daha tuzlu ve tatlı suların daha tatlı olmasına neden olur.

Tropikal ormanlar, karbon depolamada inanılmaz derecede etkilidir ve en kötü iklim değişikliği senaryolarını önlemek için gereken azaltma eyleminin en az üçte birini sağlar. Yine de doğa temelli çözümler tüm iklim finansmanının yalnızca %3'ünü kapsıyor.

Altyapı sonuçlara hazır değil

Bu olayların etkisi ve felakete dönüşüp dönüşmemeleri, kısmen toplumların değişikliklere ne kadar hazırlıklı olduklarına bağlıdır. Çoğu altyapı, orman ve çiftlik, geçmiş iklim koşullarına göre uyarlanmıştır. Şiddetli yağmurların sele neden olup olmadığı, kritik olarak drenaj sistemlerine ve yüzey suyu yönetimine bağlıdır. Nüfus arttığında, Pakistan'da olduğu gibi, taşkın ovalarına yapılan evlerle birlikte daha fazla insan savunmasız hale geliyor. Yüzey sularının buharlaşması zaman alır ve sel suyu akışı, okyanusa akan akarsu ve nehir akışlarını yavaşlatan ve hatta tersine çevirebilen yükselen deniz seviyelerinden yakından etkilenir. Temmuz 2022'de Kentucky'nin doğusundaki dağ vadilerinde meydana gelen ani sel, üç düzineden fazla insanı öldürdü.

Orman yangınları, iklim, hava durumu, arazi kullanımı ve kentsel yayılmanın birbirine bağlanmasının yanı sıra ırkçılık, eşitlik ve içerme kaygılarını içeren karmaşık bir olgudur. Şu anda dünya çapında meydana gelen yangınlar 1992, 1972 veya 1952 yangınlarına benzemiyor. Yangınlar her zamankinden daha hızlı yayılıyor ve karmaşık sosyo-ekonomik faktörler daha fazla insanın dumandan, enkaz akışlarından ve diğer orman yangınlarından etkilenmesine neden oluyor. Bölgelerin daha önceki bir orman yangınından kurtulmadan önce sonraki bir orman yangınına maruz kalması daha yaygın hale geliyor.

Doğal değişkenlik de önemli bir rol oynar

Aşırı uçlarda gözlenen artışlar iklim değişikliğinin bir sonucu olsa da, hava olaylarının kendisi hala büyük ölçüde doğal olarak meydana geliyor. Doğal olarak tekrar eden iki hava durumu modelini anlamak önemlidir: La Niña ve El Niño. İsmine şiddetli yağış ve sel felaketlerinin görüntülerinin eşlik etmesine de alışkınız. Buna rağmen El Nino’yu bir fırtına olarak adlandırmak doğru değil. El Nino Pasifik Okyanusu'nda gerçekleşen bir iklim paterni olarak biliniyor. Bunun ne anlama geldiğinden bahsetmeden önce El Nino ismini nereden çıktığını bilmekte fayda var. Bundan çok uzun zaman önce Güney Amerikalı bir balıkçı aralık ayında Pasifik Okyanusu'nun normalde olduğundan daha sıcak olduğunu fark etmiş. Bunun sonucunda da okyanus balık açısından son derece verimli hale gelmiş. Balıkçılar bu olaya çok sevinmişler ve minnetlerinin bir göstergesi olarak olayın Noel'e denk gelmesinden de yola çıkarak bu olaya İspanyolca oğlan çocuğu anlamına gelen El Nino adını vermişler.

El Nino olayları deniz yaşamını ve ardından denizci balıkçıların geçim kaynaklarını olumsuz etkiler. El Nino, sellere, kuraklıklara, gök gürültülü fırtınalara, yoğun yağışlara, ılıman Kanada kışlarına, düşük kasırga aktivitesine ve normalden daha kuru musonlara neden olur.

Farklı bölgelerde farklı şekilde hissediliyor

El Nino birkaç senede bir özellikle aşırı hava olayları ile birlikte haberlere konu oluyor. Bunun sebebi el nino'nun Ortalama olarak iki ila yedi senede bir geri dönmesi. Bilim insanları El Nino’yu neyin tetiklediğini henüz tam olarak bilmiyorlar. Ancak yaklaşırken ya da olay gerçekleşirken ortaya çıkan işaretleri görebiliyorlar. El Nino'nun şiddetli yağış ve sel felaketleri beraberinde getirmesinin yanında kuraklığa sebep olabileceğini de biliniyor. Dünya üzerindeki farklı bölgelerin El Nino’yu farklı şekilde deneyimlediğine birçok kez şahit olduk. El Nino senesi olarak adlandırılabilecek bir sene kurak bölgelerin ihtiyacı olan yağmuru getirebilir. Ancak bazı senelerde de küresel olarak büyük yıkımlara sebep olabilecek potansiyele sahiptir. Şu ana kadar kayıtlara geçen en büyük El Nino olayı 1997-1998 senelerinde görüldü. Bu olay farklı bölgelerde farklı şekillerde hissedildi. Örneğin Kaliforniya'da çok büyük tahribata yol açan çamur kaymaları, Ekvator’da şiddetli yağmurlar, Endonezya'da ise kuraklık ve yangınlar görüldü. Bu El Nino olayı genel olarak çok büyük çaplıydı. Çok fazla tahribata sebep oldu ve yaklaşık olarak 36 milyar dolarlık hasara yol açtığı tahmin ediliyor.

Bazı iklim modelleri, gezegen ısındıkça El Nino döngüsünün yoğunlaşacağını ve bunun daha da sıcak, daha nemli El Niño, ve daha kuru La Niña olaylarına yol açacağını ve dünyanın dört bir yanındaki topluluklar üzerinde daha yıkıcı etkilere yol açacağını tahmin ediyor.

Sıcak ve soğuk su dengesi

Aynı iklim olayının dünyanın farklı bölgelerinde nasıl bu kadar farklı etkiler yaratabileceği merak ediyor olabilirsiniz. Daha iyi anlayabilmek için öncelikle normal bir senenin nasıl göründüğünü bilmek gerekiyor. Ticaret Rüzgarları ya da alizeler normalde sıcak suyu batıya doğru taşırlar. Yani Asya ve Pasifik adalarına doğru. Sıcak su da bu bölgede birikmeye başlar. Aynı zamanda doğu tarafında yani Orta ve Güney Amerika kıyılarında da soğuk su birikimi olur. Bu Okyanus derinliklerindeki soğuk suyun yukarıya doğru sürüklenmesi bir başka deyişle yüzeye yükselmesi sonucu gerçekleşir. Tüm bunlar olurken genel olarak Amerika kıyılarında daha az, Asya kıyılarında ise daha fazla yağmur gözlemlenir. Bir El Nino senesinde Ticaret rüzgarlarıyla alizeler sıcak suyu batıya doğru taşırlar ancak bu durum normalden daha zayıf şekilde gerçekleşir. El Nino açısından önemli olan da budur. Alizeler zayıfladığında Asya ve Pasifik adalarında doğru taşınan su miktarı azalır. Normal seneye göre Pasifik Okyanusu'nun Asya kıyısında soğuk su birikmeye başlar. Bu sırada taşınan su miktarı daha az olduğundan diğer kıyıda daha fazla sıcak su birikmeye başlar. Güney Amerikalı Balıkçıların hikayesini aklınıza getirin. El Nino senesinde kıyılarındaki suyun daha sıcak olduğunu fark etmişlerdi.

Hem El Niño hem de La Niña, Pasifik havzasının çok ötesindeki havayı etkiler. Örneğin El Nino yıllarında, Atlantik'te normalden daha az ve daha hafif kasırgalar meydana geliyor. Yağış düzenleri dünya genelinde de değişiyor: Örneğin, muson mevsimi boyunca Hindistan'ı ıslatan yağmurlar zayıflarken ve Hindistan’ın alt bölgeleri daha kuru hale geliyor.

La Nina olayı

Bu iklim patenleri üzerinde birçok değişikliğe sebep olacak bir durum ortaya çıkarır. Amerika Birleşik Devletleri'nde pasifik jet akımı nötr konumunun güneyine doğru hareket eder. Bunun sonucunda da Kuzey Amerika ve Kanada normalden daha sıcak ve kuru olmaya başlar. Amerika Körfez kıyısı ve güneybatı bölgeler daha nemli hale gelir ve sel riski artmaya başlar. Güney Asya ve Pasifik adalarında da kulaklıklara sebep olan daha sıcak ve kuru hava koşulları görülmeye başlanır. El Nino’nun yani tek bir iklim pateninin tek başına Pasifik Okyanusu'nun bir kıyısında kuraklığa diğer kıyısında da sele nasıl sebep olduğu bu şekilde açıklanabilir. Bunun dışında bir de La Nina olayı vardır. La Nina aslında El Nino'nun tam tersidir. El Nino’yu anladığınızda La Nina’nın nelere sebep olabileceğini anlamak da kolaylaşır. Bu olayda da alizeler normal yıllara göre daha kuvvetlidirler. Suyu normalde olduğundan daha fazla taşırlar. Bu da Asya kıyılarında biriken sıcak suyun normalde olduğundan daha batıda birikmesi anlamına gelir. Sürüklenme etkisinin artması ile diğer yaka da daha fazla soğuk su birikir.

La Niña, Pasifik Okyanusu'nda meydana gelen bir hava durumu modelidir. Bu olayda, kuvvetli rüzgarlar okyanusun yüzeyinde Güney Amerika'dan Endonezya'ya ılık su aktarımı yapar. Sıcak su batıya doğru hareket ederken, derinlerden gelen soğuk su Güney Amerika kıyılarına yakın yüzeye doğru çıkar.

La Nina’nın üçüncü yılında dünyadaki etkiler

2022'de, soğuk suların orta ve doğu tropik Pasifik'e hakim olduğu bir La Niña etkinliğinin üçüncü yılına giriyoruz. Bu olay, atmosferik dolaşımı etkiler ve ana yağmurları Güney Asya ve Endonezya bölgesi üzerinde tutar ve Kuzey ve Güney Pasifik'teki rekor kıran deniz ısı dalgalarıyla oldukça ilişkilidir. Kuzey Amerika'da bu, tipik olarak ABD'nin güney yarısının normalden daha kuru olduğu anlamına gelir. Güney yarımkürede, Güney Pasifik üzerindeki bu deniz ısı dalgası, Yeni Zelanda'da rekor düzeyde en sıcak ve en yağışlı meteorolojik kışa yol açtı ve birkaç büyük sel meydana geldi. Yağmur normal şartlarda yağan yağmurdan yüzde 41 daha fazlaydı ve ülke çapındaki sıcaklıklar 1981-2010 ortalamasının ortalama 1,4 santigrat derece üzerindeydi. Olağanüstü yüksek deniz yüzeyi sıcaklıkları, yalnızca karadaki daha sıcak sıcaklıklara katkıda bulunmakla kalmadı, aynı zamanda atmosferik nehirleri besledi ve karadaki rüzgarlara ve fırtınalara ekstra nem sağladı.

La Niña'nın hava durumumuz ve iklimimiz üzerindeki etkileri tarih boyunca oldukça değişken olmuştur. La Niña, Kaliforniya'dan Florida'ya kadar Amerika Birleşik Devletleri'nin güney katmanı boyunca daha kuru, daha sıcak ve daha güneşli bir havaların ortaya çıkmasına katkıda bulunu. Bu hava koşulları Florida'da orman yangınları ve Kuzey Amerika ovalarında kuraklık riskini artırıyor. 1930'ların büyük Dust Bowl kuraklığının on yıllık La Niña benzeri koşullardan kaynaklandığı düşünülüyor. 1988-89 yıllarında tarihin en şiddetlilerinden biri olan La Nina’nın, Kuzey Amerika'da 40 milyar dolara mal olduğu tahmin ediliyor.

2024 yılında daha fazla küresel sıcaklık rekoru yaşanacak

Tropikal Pasifik'teki La Niña soğutması ise, okyanustan atmosfere etkili bir şekilde ısı aktarımı yapan bir El Nino modeliyle kolayca tersine dönebilir. Yapılan bir ön analiz, küresel okyanus ısı içeriğinin rekor düzeyde olduğunu gösteriyor. Tropikal batı Pasifik'teki olağanüstü ılık derin sular, şu anda 2023'teki bir sonraki El Nino olayı için beklentilerin artmasına neden oluyor. Bu da, bir miktar okyanus ısısı atmosfere geri döndüğü için potansiyel olarak 2024'te daha fazla küresel sıcaklık rekoru yaşanacağını gösteriyor. Ancak tüm La Niña olayları aynı değildir. Deniz sıcaklıkları ekstra tropik bölgelerde ısıya tepki verdiği için, bugün çevre iki yıl öncesine göre çok farklı. Kuzey Pasifik'teki sıcaklık, önümüzdeki kış çeşitli fırtınalara neden olabilir. Önümüzdeki yıl büyük ihtimalle El Nino'ya gireceğimiz ve küresel sıcaklıkların artacağı için, aşırı uçlar yeni yerlere kayacak.

Yorumlar (0)