Irkınız, sınıfınız ve cinsiyetiniz gelecek hayallerinizi nasıl etkiliyor?

Hayal kurma geleceğe yönelik gerçekleştireceğimiz eylemler ve gelecekte elde edeceğimiz ödüller için motivasyon kaynağımızın temelini oluşturur. Özellikle dünyada bireyselleşmenin ve özgürleşmenin gelişmesi ile birlikte her insanın istediği hayali kurabileceği ve yeterince mücadele etmesi ve hayalinin peşinden koşması durumunda bir gün mutlaka bu hayaline ulaşacağı öğretisi oldukça yaygınlaştı. Ancak geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırma insanların hayal kurma eylemlerinin ve genel olarak hayallerinin bile ırk, sınıf ve cinsiyete göre değiştiğini gösteriyor. Peki, sosyal durumumuz hayallerimizi nasıl etkiliyor? Hayallerimizin bir sınırı var mı? İsteyen herkes yeterince uğraşması hâlinde hayalini gerçekleştirebilir mi? Merak edilenler haberin ayrıntısında yer alıyor.

BİLİM-TEKNOLOJİ 26.08.2022, 23:22 27.08.2022, 17:44 Tayfur Bal
Irkınız, sınıfınız ve cinsiyetiniz gelecek hayallerinizi nasıl etkiliyor?

Hayal kurmak her insanın zaman zaman yaptığı ve günümüzden uzaklaşarak gelecekte yaşayacağı ve yapmayı düşündüğü şeylerin soyut düşüncesel bir yapısını oluşturuyor. İnsanlar hayal kurarak gelecek hakkında daha iyimser olup gelecekteki planlarını gerçekleştirmek için bugün yapması gereken eylemlere bir motive kaynağı buluyorlar. İnsanın hayal etme, geleceği düşünebilme ve planlayabilme yeteneği sayesinde doğada bunu yapan tek canlı olduğu düşünülüyor. Nitekim geleceği düşünmek sadece hayal kurmayı değil bir insan olarak birçok davranışımızın temelini oluşturur. Örneğin hayal kurarak insanlar gelecekte elde edecekleri bir ödül için bugün elde etmeleri gereken bir ödülden feragat edebilirler. Maaşını biriktirerek bir araba ya da ev almak, gelecekte yapılacak bir tatil için çalışmak, hayatının ileri dönemlerinde iyi bir meslek sahibi olmak için okumak ya da genel anlamda yatırım yapmak gelecekte elde edilecek ödüller için bugün verilecek ödüllerden vazgeçme eylemlerine örnek olarak verilebilir. Öte yandan inanç sistemi de insanların geleceği düşünebilme ve hayal edebilme yetisi sayesinde mümkün olabilmiştir. Arkaik insanlar doğada insan akrabalarının ölü bedenlerini gördüklerinde hayatlarının sona ermiş olduğunu ve bir gün kendilerinin de bu duruma düşebileceği hallerini hayal ederek atalara inancı ve genel anlamda inanç sisteminin temellerini atmışlardı.

Hayallerin peşinden koşmak

Günümüzde ise hayal etme bir sonsuz dileme sistemi olarak değerlendiriliyor. Özellikle 19. ve 20. yüzyıllardan itibaren insancıl anlayışın gelişmesi ve insanların özgürleşerek her bireyin özel olduğuna dair anlayışın yaygınlaşması ile beraber her insanın yaşamında sınırsız şekilde hayal kurabileceği düşüncesi insanlar üzerinde hakim oldu. Bireyselleşme ve batı kültürünün öğretileri bu duruma bir ivme kazandırarak insanların diledikleri her şeyi hayal edebileceklerini ve yeterince uğraştıkları ve hayallerinin peşinden koştukları sürece bir gün mutlaka bu hayallerin gerçeğe dönüşeceğini vadetti. Bu sınırsız hayal durumu insanların ilk başta oldukça ilgisini çekse de zamanla gerçek dünyanın acı yüzü ortaya çıktı ve insanlar durumun tam olarak böyle olmadıklarını tecrübe etmiş oldular. Disney'in Pinokyo adlı eserinde Jiminy Cricket ünlü bir şarkı söyler: "Bir yıldıza dilek dilediğinde, kim olduğunun hiçbir önemi yoktur. Kalbinin istediği her şey sana gelecektir.” Ama Jiminy Cricket bu durumu tam olarak doğru anlamamış olabilir. Bize genellikle hayal kurmakta özgür olduğumuz öğretilir ve bu şekilde gelecekteki olasılıklarımızı hayal ederiz. Ancak geçtiğimiz günlerde hayal kurma üzerinde yapılan araştırmalar her insanın hayal kurma anlamında eşit olmadığını gösteriyor.

Toplumun her kesiminden insanlar incelendi

ABD'de yaşayan 270'den fazla katılımcıyla yürütülen büyük bir araştırma projesinde, insanların hayallerinin çok özel şekillerde kısıtlandığı görüldü. Yaklaşık dokuz ay boyunca gerçekleştirilen görüşmeler ve odak grupları aracılığıyla insanlardan gelecek hayalleri hakkında konuşmaları istendi. Bu süreçte farklı sosyal sınıf geçmişlerine; farklı ırk ve cinsiyetlere sahip; ve yaşamın farklı aşamalarında olan örneğin yeni evliler, yeni ebeveynler, yeni işlere başlayan insanlar ve yeni göçmenler ile anketler yapıldı. Bunun yanı sıra yoksulluk, evsizlik, ciddi tıbbi teşhisler veya işsizlik gibi ciddi zorluklarla karşı karşıya olan insanlarla da iletişime geçildi. Bu şekilde toplumun geniş bir yelpazesinde olan insanlarla iletişime geçilip hayalleri ve geleceğe yönelik görüşleri hakkında bilgi toplandı. Bu veriler ışığında sosyal özelliklerin ve yaşam deneyimlerinin, insanların nasıl hayal kurduğunu ve hayallerinin gerçekleşebileceğine inanıp inanmadıklarını dolaylı olarak etkilediği keşfedildi.

Erkek ve kadınların ayrıldığı nokta

Zengin ve fakir, erkek ve kadın, yaşlı ve gençlerin cezai mağduriyet, eğitim fırsatı, sağlık ve hastalık, barınma ve zenginlik konularında çok farklı deneyimlere sahip olduğunu zaten biliyoruz. Ancak geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen araştırma sayesinde bu faktörlerin hayal etme üzerinde de güçlü bir etkisi olduğu öğrenildi. Bu durum oldukça önemlidir, çünkü bir kişinin sosyal konumu, hem yol haritaları hem de barikatlar oluşturarak, zihin de kurulan ve hayal edilen yaşama bile eşitsizlikler sokabilirmiş gibi görünmektedir. Hem erkekler hem de kadınların, kariyer başarılarını ve başkalarına yardım etme veya hayatın ileri bir noktasında büyük miktarda para bağışlama fırsatına sahip olmayı hayal etme olasılıkları eşitti. Ama aynı zamanda kayda değer cinsiyet farklılıkları da vardı. Kadınların çocuk sahibi olmak, ailede barışı korumak, uzun, başarılı ilişkiler sürdürmek ve fiziksel görünümlerini iyileştirmeyi ummak gibi geleneksel kadınlıkla ilişkili konuları belirleme olasılığı erkeklerden daha yüksekti. Buna karşılık erkeklerin geleneksel erkeklikle tutarlı temalar olan macera ve şöhret, zenginlik ve güç gibi noktalarda hayal kurmaları kadınlardan daha olasıydı. Ayrıca kadınların erkeklerden daha çeşitli, daha kararlı ve hayalleri konusunda daha iyimser oldukları anlaşıldı.

Hayalleriniz ne kadar gerçekçi?

İncelenen tüm ırk gruplarından çoğu insan, hayallerinin gerçekçi ve ulaşılabilir olduğunu düşünüyor. “Hayaliniz gerçeğe dayanıyor mu?” diye sorulduğunda farklı ırklardan farklı yanıtlar geldi. Örneğin Asyalı katılımcıların tümü bu soruya evet cevabını verirken siyahi nüfusun ise yüzde 80'i hayallerinin gerçekleşebilir olduğunu dile getirdi. Çok ırklı nüfuslarda ise cevap bu ikisini arasında yer aldı. Asyalı, Siyahi, çok ırklı ve beyaz katılımcıların üçte ikisinden fazlası, hayallerini gerçekleştirme şansının %70 veya daha iyi olduğunu düşündü. Bununla birlikte, Latin kökenli yanıt verenler arasında sadece yaklaşık yarısı hayallerini gerçekçi olarak gördü. Ve sadece %41'i hayallerinin gerçekleşmesi için %70 veya daha yüksek bir şans olduğunu hissetti. İnsanlar hayallerinden bahsederken, şu dört sözü tekrar tekrar dile getirdiler: "fırsatlar sınırsızdır", "büyük hayaller kurmalısın", "hayallerinden asla vazgeçmemelisin" ve "iyimserlik her şeyi mümkün kılar." Ayrıca bazı katılımcılardan sürekli olarak olumsuz görüşler de duyuldu. Örneğin bazı insanlar hayallerin ne kadar yüksek olursa tatminsizliğin de o kadar yüksek olacağını dile getiriyordu. Deneyi gerçekleştiren ekiple hayalleri ve bunları gerçekleştirip gerçekleştiremeyecekleri hakkında konuşurken, Latin kökenli katılımcıların %60'ı hayal etmeyle ilgili bu olumsuz kültürel görüşlere atıfta bulundu. Buna karşılık, diğer tüm ırk gruplarının hayal kurma konusunda olumlu cümleler kurma olasılığı daha yüksekti. Buna Siyah katılımcıların %60'ı, çok ırklı katılımcıların yaklaşık üçte ikisi ve Asyalı ve beyaz katılımcıların kabaca %80'i dahildi. Katılımcılar arasında, hayal kurmanın pratikliği ve hayallerin ulaşılabilirliği, onlara verilen kültürel derslerle güçlü bir şekilde bağlantılı görünüyor. Hayaller insanların okudukları kitaplardan, izledikleri filmlerden, dinledikleri şarkılardan, ulusal sembollerden, atasözlerinden, benzetmelerde oldukça etkileniyordu.

Amerikan yanılgısı

Hayal kurarken sınıf da oldukça önemlidir. Ne kadar zenginseniz, hayalleriniz ne kadar çeşitliyse, hemen gerçekleştirmek istediğiniz hayallere girme olasılığınız o kadar artar, bir hayalden vazgeçmek konusunda o kadar isteksiz olursunuz ve hayallerinizi daha gerçekçi ve ulaşılabilir görürsünüz. Bu modeller, Olimpiyat altın madalyası sahibi Billy Mills'in çok etkili bir şekilde belirttiği şeyi doğrulamaktadır: “Yoksul olmak, en yıkıcı yoksulluğa, hayallerin yoksulluğuna yol açar.” Bu ve araştırmalarda elde edilen diğer farklılıklar, eşitsizliğin tanımını genişletiyor. Eşitsizliğin derinlere yerleştiğini ve genellikle eylemden veya sonuçtan önce geldiğini gösteriyorlar. Çalışmada, bazı katılımcılarının hiçbir zaman hayallerinin peşinden koşmayı amaçlamadığı da ortaya çıktı. Öte yandan, bazı katılımcılar bunu yapmak niyetindeydi. Ve bazıları bu konuda diğerlerinden çok daha iyi bir konumdaydı. Örneğin bir iş kurmak isteyen zengin ve profesyonel bir insan zaten hayallerini gerçekleştirmek için yoldaydı. Ancak Ortadoğu'da barış kurmayı hayal eden emekli orta sınıf kadının önünde bir herhangi bir yol yoktu. Dünyanın tüm dillerini öğrenmek isteyen varlıklı lise son sınıf öğrencisi şimdiden birkaç yabancı dilde ustalaşmaya çalışıyordu. Başkan olma hayaline tutunan dezavantajlı yaşlı vatandaşın ise hiçbir şansı yoktu.

Chuck Palahniuk tarafından yazılan romanın uyarlaması olan ve 1996 yılında ünlü yönetmen David Fincher tarafından çekilen Fight Club filminde, bireyselliğe, özgürlüğe, insanların hayallerine ve bu hayallerin gerçekleşip gerçekleşemeyeceğine dair atıflarda bulunulur. Filmin doruk noktasında Brad Pitt'in canlandırdığı Tyler Durden adlı karakter kendi neslinin küçüklüğünden beri televizyon şovlarını izleyerek, diledikleri takdirde rock yıldızı, ünlü bir futbolcu ya da milyarder olabileceklerine inanarak büyüdüklerini ancak bunun artık gerçekleşmeyeceğini anladıkları bir konuma geldiklerini bu nedenle oldukça öfkeli olduklarını dile getirir. David Fincher'in yönettiği kült film sinema tarihinin en önemli filmleri arasında gösteriliyor.

Hayaller sadece hayallerde mi kalacak?

Amerikan ve batı kültürü insanları büyük hayaller kurmaya teşvik eder. Dilediğimiz şeyi hayal edebileceğimizi daha sonra yeterince mücadele edersek bu hayale bir gün ulaşabileceğimizi vadeder. Ancak gerçek dünya bu kadar kolay ve ulaşılabilir değildir. Bu nedenle bu hayalleri bir doz gerçeklikle temellendirmek oldukça önemlidir. Öğretmenler ve aileler “İstediğin her şey olabilirsin, hatta ülkenin başkanı bile olabilirsin” gibi cümleler kurduğunda ve siyasetin, paranın ve gücün nasıl iç içe geçtiğini açıklamadıklarında kişisel başarısızlık ve kızgınlık duygularının zeminini hazırlıyor olabilirler. Yeterince sıkı çalışman durumunda hayallerin bir gün gerçek olacak sözleri Amerikan ve özellikle batı kültürüne sızarken, milyonlarca insanın yorucu işlerde çalıştığı ve kendilerini hâlâ ezici bir yoksulluk içinde bulduğu gerçekliğini yok saymış oluyor. Zengin ve yoksullar arasındaki boşluk ve genel olarak insanlar arasındaki sosyal farklar kapanana kadar, hayaller sadece uykuda kalacak veya zamanla birlikte sönecek gibi duruyor. Dünyadaki bu farklar ve eşitsizlikler ortadan kaldırılmadığı takdirde hayaller gerçekleşmeyecek olanın acımasız bir hatırlatıcısına dönüşecek.

Yorumlar (0)
17
açık