Fermi Paradoksu: Herkes nerede?

Evrenin sonsuz büyüklüğüne karşın halen daha akıllı bir yaşam formuna rastlamamamız biraz garip! Gelin, bu garip durumla ilgili ortaya atılan paradoksa bakalım.

Fermi Paradoksu: Herkes nerede?

Yaklaşık 350 yıl önce Fransız matematikçi, fizikçi ve filozof Blaise Pascal, gökyüzüne baktı ve şunları söyledi:

“Bu ebedi sonsuzluğun ebedi sessizliği beni korkutuyor.”

İnsanoğlunun bu sonsuz boşluğa olan merakı asırlardır hiç değişmedi. “Biz varsak ve olabiliyorsak, bizim gibi başka canlılar da olabilir” düşüncesi asla silinmedi.

Katrilyonlarca gezegen

Pascal’ın bu sözünden yaklaşık 300 yıl sonra bir grup fizikçi, Los Alamos laboratuarında uzaya dair sohbet ediyorlardı. Sadece Samanyolu Galaksi’sinde bile milyarlarca gezegen vardı. Galaksimizin, diğer trilyonlarca galaksiden biri olması yaşam ihtimalini neredeyse zorunlu kılıyordu. Çünkü bu bilebildiğimiz kadarıyla katrilyonlarca gezegen olması demekti. Labotavardaki fizikçilerden birisi olan Enrico Fermi ise sonsuz boşluğa rağmen şimdiye kadar uzaydan herhangi bir yaşam sinyali alamadığımızı kastederek şöyle bir soru yöneltti:

“İyi de herkes nerede?”

Evren ne kadar büyük?

Evrenin büyüklüğünü anlamamız için aşağıdaki görselleri küçükten büyüğe takip edelim…

Güneş Sistemi

Komşu yıldız sistemleri

Samanyolu Galaksisi

Yerel Galaktik grup

Süper Galaktik Küme

Gözlemlenebilir evren

Bildiğimiz evrende kaç yıldız var

Fermi’ye göre; yalızca bizim galaksimizde 100 milyar ila 400 bin milyar arası yıldız var. Gözlemlenebilir evrende ise 10 üzeri 22 (seksilyon) ila 10 üzeri 24 (septilyon) arasında yıldız var. Sadece bu şartları bil düşündüğümüzde Milyarlarca galaksiden biri olan galaksimizde bile yaşam ihtimali neredeyse kesin gibi!

Hiçbir zaman öğrenemeyebiliriz

Hadi canlı yaşamının olduğunu kabul ettik. Peki akıllı yaşam formu? Bizim gibi zeki bir yaşam formunun olduğunu düşünelim. Bu medeniyet eninde sonunda uzaya açılıp yayılmak isteyecek. Diyelim ki bizim galaksimizin uzak köşesinde böyle bir medeniyet gelişti. Bunun olması halinde bile biz, onların varlığı hakkında hiçbir şey öğrenemeyebiliriz. Bunun sebebi ise uzayın, bizim hayal ettiğimizden çok daha büyük boşluklara sahip olması ve limit hız olan ışık hızının bile oldukça yavaş kalması.

Şöyle düşünün; bizim galaksimizin çapı yaklaşık 120 bin ışık yılı… Yani galaksinin bir ucundan diğerine sadece bir mesaj yollamak bile 120 bin yıl sürecek! Samanyolu Galaksisi’nde bizden 20 bin ışık yılı uzaklıkta bulunan bir medeniyete göndereceğimiz tek bir mesaj, 20 bin yıl sürecek. Eğer en hızlı aracımızla oraya gitmeye kalkarsak bu yüz binlerce yıl sürer. Şimdi de bizim galaksimiz gibi milyarlarca galaksi olduğunu düşünün! Gerçekten de uzayın büyüklüğünü düşünmek bazen şaşırtıcı olabiliyor.

Dünya dışı bir akıllı yaşam bulmanın zorluğu burada ortaya çıkıyor. Eğer akıllı bir yaşam formu varsa bile onların varlıklarını asla öğrenemeyebiliriz. Evrende kabul edilen en hızlı şeyin ışık olduğunu düşünürsek (saniyede 300.000 km) ve bu hızın bile kendi galaksimizdeki bir yere ulaşmak için ne kadar yavaş olduğunu düşünürsek…  İşler içinden çıkılmaz bir hal alıyor öyle değil mi?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER