Bilim insanları açıkladı: Acıktığımızda neden sinirli oluruz?

Çoğu insan aç olduğunda en ufak bir şeyde bile sinirlenebildiğini ve daha hassas olduğunu fark etmiştir. Öyle ki bu durum İngilizcede açlık ve sinirli olmak kelimelerinin bir birleşimi olan "Hangry" kelimesi ile sözlüklerde yerini aldı. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmada açlığın fizyolojisi incelenerek duygu durumlarımızı nasıl etkilediği ortaya çıkarıldı. Peki, aç olduğumuzda neden sinirleniriz? Beynimizde ne tür süreçler yaşanır? Aç olduğumuzda sinirli olma durumu ile nasıl mücadele edebiliriz? Merak edilenler haberin ayrıntısında yer alıyor...

BİLİM-TEKNOLOJİ 15.07.2022, 18:31 18.07.2022, 13:48 Tayfur Bal
Bilim insanları açıkladı: Acıktığımızda neden sinirli oluruz?

Aç olduğunuzda aynı zamanda sinirli olduğunuzu da fark ettiniz mi? Çoğu insan için geçerli olan bu durum için İngilizce’de özel bir kelime bile üretildi: Hangry. Hungry (Aç olmak) ve Angry (Sinirli olmak) sözlerinin birleşiminden oluşan bu kelime insanların acıktığında sinirli olma durumlarını tek bir kelimede özetliyor. Sözlüklere bile konu olmuş bu duygu durumu bazıları tarafından kişiye özgü bir durum ya da bir karakter meselesi olarak düşünülse de aslında aç kalındığında sinirli olma durumu evrensel bir davranış kalıbı. Peki bu durum tam olarak nasıl gerçekleşiyor? Cevap, yiyeceğe ihtiyaç duyduğumuzda vücudumuzun içinde meydana gelen bazı süreçlerde yatıyor.

Açlığın fizyolojisi

Yediğiniz besinlerdeki karbonhidrat, protein ve yağlar sindirilerek glikoz gibi basit şekerlere, amino asitlere ve serbest yağ asitlerine dönüştürülür. Bu besinler kan dolaşımınıza geçerek organlarınıza ve dokularınıza dağıtılır ve burada enerji üretmek için kullanılır. Son yediğiniz yemeğin ardından zaman geçtikçe, kan dolaşımınızda dolaşan bu besinlerin miktarı azalmaya başlar. Kan şekeri seviyeniz yeterince düştüğünde ise beyniniz bunu yaşamı tehdit eden bir durum olarak algılayacaktır. Vücudunuzdaki işleyişini sürdürmek için çeşitli besinleri kullanabilen diğer birçok organ ve dokudan farklı olarak, beyniniz de işini yapmak için glikoza bağımlıdır.

Açken basit şeyleri yapmak bile oldukça zordur

Muhtemelen beyninizin glikoza olan bu bağımlılığını fark etmişsinizdir; Aç olduğunuzda ve kan şekeri seviyeniz düştüğünde basit şeyleri yapmak zorlaşabilir. Örneğin konsantre olmakta zorlanabilir ya da basit hatalar yapabilirsiniz. Ya da kelimelerinizin birbirine karıştığını veya cümle kurmakta zorlandığınızı fark etmiş olabilirsiniz. Acıktığınızda daha zor hale gelebilecek bir başka şey de, insanlara saldırmamak gibi sosyal olarak kabul edilebilir normlar dahilinde hareket etmektir. Önemli meslektaşlarınızla iletişim kurarken huysuz olmaktan kaçınmak için yeterli beyin gücünü toplayabilseniz de, yakın arkadaşlar gibi en rahat olduğunuz veya en çok değer verdiğiniz insanlara istemeden de olsa kırıcı davranabilirsiniz.

Karşıt düzenleyici hormonlar

Kan-glikoz konsantrasyonlarındaki düşüşün yanı sıra, insanların aç kalmasının bir başka nedeni de glikoz karşıt düzenleyici hormonlardır. Kan-glikoz seviyeleri belirli bir eşiğe düştüğünde, beyniniz vücudunuzdaki çeşitli organlara, kan dolaşımınızdaki glikoz miktarını artıran hormonları sentezlemesi ve salması için talimatlar gönderir. Bunlar insülinin glikoz kullanımı üzerindeki etkisine zıt bir etki gösterdikleri için bu şekilde adlandırılırlar. Dört ana karşıt düzenleyici hormon şunlardır: beynin derinliklerinde bulunan hipofiz bezinden gelen büyüme hormonu; pankreastan gelen glukagon; ve adrenal bezlerden gelen adrenalin ve kortizol. Bu son iki karşıt düzenleyici hormon, sadece düşük kan şekeri seviyelerinin fiziksel stresini yaşadığınızda değil, her türlü stresli durumda kan dolaşımınıza salınan stres hormonlarıdır.

Adrenalin ile ortaya çıkan “savaş ya da kaç” tepkisi sinire neden oluyor

Aslında adrenalin, güvenliğinizi tehdit eden bir şey gördüğünüzde, duyduğunuzda ve hatta düşündüğünüzde olduğu gibi ani bir korkuya karşı verilen “savaş ya da kaç” yanıtıyla kan dolaşımınıza salınan başlıca hormonlardan biridir. Nasıl ki “savaş ya da kaç” tepkisi sırasında birine öfkeyle kolayca bağırabiliyorsanız, karşıt düzenleyici hormonların salınması ile beraber verilen tepki sırasında da aldığınız adrenalin benzer bir tepkiyi teşvik edebilir.

Ortak genler

Açlığın öfkeyle bağlantılı olmasının bir başka nedeni de, her ikisinin de ortak genler tarafından kontrol edilmesidir. Bu gen, aç olduğunuzda beyne salınan doğal bir beyin kimyasalı olan nöropeptid Y'yi üretir. Bu ürün Y1 reseptörü de dahil olmak üzere beyindeki çeşitli reseptörler üzerinde hareket ederek beslenme davranışlarını uyarır. Nöropeptid Y ve Y1 reseptörü beyinde açlığı kontrol etmenin yanı sıra, öfke veya saldırganlığı da düzenler. Buna uygun olarak beyin omurilik sıvılarında yüksek düzeyde nöropeptid Y kimyasalı bulunan kişiler, yüksek düzeyde saldırganlık gösterme eğilimindedir.

Etkili bir hayatta kalma mekanizması

Görüldüğü üzere, aç olduğunuzda sizi öfkeye yatkın hale getirebilecek birkaç yol var. Öte yandan aç olduğumuzda sinirli olma durumu şüphesiz insanlara ve diğer hayvanlara iyi hizmet etmiş bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Zira aç organizmalar geri çekilip nezaketle diğerlerinin onlardan önce yemesine izin verirse, türleri yok olabilir. Aç olduğumuzda sinirlenmemize neden olan birçok fiziksel faktör bulunurken, psikososyal faktörlerin de rolü vardır. Örneğin kültür, sözlü saldırganlığı doğrudan mı yoksa dolaylı olarak mı ifade ettiğinizi etkiler. Bununla birlikte tüm bu faktörler açısından hepimiz farklı olduğumuz için, insanların aç olduklarında ne kadar sinirlendiklerinde farklılıklar olması pek şaşırtıcı değil.

Gerçek dünyayı kapsayan bir araştırma gerçekleştirildi

Öte yandan açlık üzerine yapılan bu değerlendirmeler genel olarak laboratuvar ortamında test edilmiş olsa da geçtiğimiz günlerde aç olunduğunda sinirli olma durumu ile ilgili gerçek dünyada test edilen bir araştırma yapıldı. İngiltere’de yer alan Anglia Ruskin Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir araştırmada katılımcılardan 21 gün boyunca bir akıllı telefon uygulaması aracılığıyla günde beş kez duygularını ve açlık sancılarını kaydetmeleri istendi. Araştırmacılar bu deneyin sonucunda açlığın daha yüksek düzeyde öfke ve sinirliliğin yanı sıra daha az düzeylerde zevkli duygularla da ilişkili olduğunu keşfetti.

Açlık, öfkeyle yüzde 48, sinirlilikle yüzde 56 ve zevkle yüzde 44 ilişkili

Bu bağlantılar yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, beslenme davranışı ve kişilik özelliklerindeki farklılıklar hesaba katıldıktan sonra bile anlamlıydı. Bir başka deyişle, ne kadar iyi beslendiğimiz, öfke duygularımız üzerinde kayda değer bir etkiye sahip gibi görünüyor. Araştırmayı gerçekleştiren ekipte yer alan sosyal psikolog Viren Swami birçoğumuzun aç olmanın duygularımızı etkileyebileceğinin farkında olduğunu, ancak bu konuda oldukça az sayıda bilimsel araştırma yapıldığını dile getirdi. Laboratuvar ortamı dışında açlığı inceleyen ilk çalışma olma özelliğini taşıyan bu araştırmada insanların günlük yaşamları takip edilerek, açlığın öfke, sinirlilik ve zevk düzeyleriyle ilişkili olduğu ispatlanmış oldu. Araştırmaya katılanlar tarafından sunulan toplam 9.142 veri noktasında açlığın, öfke ile yüzde 48, sinirlilik ile yüzde 56 ve zevk ile yüzde 44 ilişkili olduğu tespit edildi.

Açlık ile mücadele etmek

Aç olduğunuzda sinirlenmenize neden olan olguyu engellemenin en kolay yolu elbette çok acıkmadan bir şeyler yemektir. Aç olduğumuzda çikolata ve patates cipsi gibi çabuk çözülen yiyecekleri yemek için can atarken, bu yiyecekler genellikle kan şekeri seviyelerinde büyük artışlara neden olsa da daha sonrasında hızlı düşüşlere de sebep olur. Bu durum sonunda daha gergin hissetmenize neden olabilir. Bu nedenle, fazla kalori almadan açlığı mümkün olduğunca uzun süre tatmin etmeye yardımcı olacak besin açısından zengin ve doğal yiyecekler tercih edilmelidir. Öte yandan İnsanlar, açlığa ve diğer bedensel ipuçlarına karşı ne kadar hassas oldukları konusunda çok farklılık gösterirler. Bazen aç olana kadar aç olduğunuzu fark etmeyebilirsiniz. Önceden plan yapabilir ve kendinize düzenli olarak yemek yemeyi hatırlatacak hatırlatıcılar ayarlayabilirsiniz. Yanınızda sağlıklı atıştırmalıklar taşıyabilir, size kalıcı enerji sağlamak için proteinle dolu bir kahvaltı veya öğle yemeği yiyebilirsiniz. Bu temel önlemler, ilk etapta aşırı aç olmanızı önlemeye yardımcı olacaktır.

Keyfinizi yerine getirecek müdahaleler

Bulgularımız, insanların olumsuz durumlarda açlığa karşı hassas olma olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Belki kötü bir trafiğe takıldınız ya da stresli bir son teslim tarihiniz var. Bu durumlarda, ortamınızı daha keyifli hale getirmeye çalışabilirsiniz. Örneğin araba sürerken eğlenceli bir podcast dinleyebilir ya da çalışırken hoş bir müzik açabilirsiniz. Deneyiminize pozitiflik katacak bir şeyler yapmak işe yarayacaktır.

Kimyasal süreçlerin farkında olmak kendinizi kontrol etmeye yardımcı olabilir

Acıktığınız anda yemek yemek her zaman mümkün olmayabilir. Bu durum örneğin işteki uzun vardiyalar, Ramazan ayında tutulan oruçlar veya şiddetli enerji kısıtlaması içeren kilo verme diyetleri sırasında söz konusu olabilir. Bu durumlarda, zamanla, glikoz karşıt düzenleyici tepkinizin devreye gireceğini ve kan şekeri seviyelerinizin dengeleneceğini düşünmek sinirinizin geçmesine yardımcı olabilir. Öte yandan, yemek yemediğinizde, vücudunuz enerji için kendi yağ depolarını parçalamaya başlar ve bunların bir kısmı vücudunuz tarafından yağ metabolizmasının bir ürünü olan ketonlara dönüştürülür. Ketonların açlığı kontrol altında tutmaya yardımcı olduğu düşünülmektedir çünkü beyniniz yakıt olarak glikoz yerine ketonları kullanabilir.

HABERNEDİYOR.COM | TAYFUR BAL - ÖZEL HABER 

Yorumlar (0)
31
az bulutlu