2021 yılında gerçekleşen en önemli arkeolojik keşifler

Yıl sonu yaklaştıkça her alanda 2021 yılının “en”leri de ortaya çıkıyor. Dünya pandemi ile mücadele ederken arkeoloji dalında önemli keşifler yapıldı. İşte 2021 yılında gerçekleşen en önemli arkeolojik keşifler…

BİLİM-TEKNOLOJİ 26.12.2021, 20:10 27.12.2021, 17:10 Tayfur Bal
2021 yılında gerçekleşen en önemli arkeolojik keşifler

Dünyanın salgınla mücadele ederek geçirdiği bir senenin ardından 2021 yılını bitirmeye günler kalmışken arkeoloji dünyasında oldukça başarılı keşifler yapılmaya devam etti. Hazırlanan bu listede 2021 yılı içinde arkeoloji dünyasından yaşanan önemli keşifleri sizler için derledik.

Son yıllarda gelişen teknolojiler arkeoloji dünyasını da etkilemeye devam ediyor ve yapılan çalışmalarda daha önce hayal bile edilemeyen yöntemlerle keşifler yapılabiliyor. 2021 yılında meydana gelen bu heyecan verici keşifler paylaşılırken önümüzdeki yılda ne tür keşiflerin yaşanacağı ise merakla bekleniyor.

İspanyolların Aztekler tarafından kurban edildiği alan

Meksika’da yer alan bir yerleşkede birçok İspanyol ve farklı yerlerden gelen insanlar dönemin yerlileri tarafından kurban edilerek yenildiği keşfedildi.

Yapılan yeni bir araştırmada, yeni dünya keşfedildikten sonra İspanyol işgalcilerin, Amerika kıtasının yerlilerinden olan Aztek İmparatorluğu ile müttefik halinde olan bir kasabada birçok kadın ve çocuğun katledildiğini ve burada yaşayan insanların aylar öncesinde esir aldıkları bir İspanyol kabileyi kurban edip yediklerini gösteriyor. Tecoaque’de yaşayan ve Zultepec olarak bilinen kabile 1520’lerde gerçekleşen bir olayda 50 kadın, 15 erkek, 10 çocuk ve farklı kabile ve yörelerden olan yaklaşık 400 insanı ele geçirdi. Yapılan incelemelere göre aylar içerisinde bu insanların çoğu kurban edilip daha sonra yenildi.

Mağara resimlerinin ilk örnekleri Endonezya’da olabilir

Endonezya’da bu yıl keşfedilen dikkat çekici mağara resimlerine göre yaklaşık 45 bin yıl önce çizilen ve bu nedenle dünyanın en eski hayvan resimleri olarak nitelendirilen bir keşif yapıldı.

Endonezya’da yer alan Sulawesi adasında Leang Tedongnge adındaki bir mağarada birkaç el tasvirinin yanında üç domuzun da çizildiği resimler bulundu. Esasen Sulawesi adasında dünyanın en eski mağara sanat eserlerinin bulunduğu biliniyordu. Daha önce yapılan araştırmalara göre dünyanın en eski resmi buzul çağı Avrupa’sında yer alıyordu. Ancak son olarak elde edilen bulgular mağara resim sanatının insan yolculuğunun çok daha erken bir döneminde ortaya çıktığını gösteriyor. Sulawesi adasında bulunan bu yeni bulgular insanlık ve sanat tarihi açısından önemli bir yer edineceği benziyor.

Pompeii’de eşsiz bir tören aracı

Arkeologlar, milattan sonra 1 yüzyılda volkanik patlamayla lavların altında kalan Pompeii bölgesinin hemen dışında yer alan bir villada dönemin yapısına göre eşsiz olan bir tören aracı buldular.

Pompeii duvarlarının 1 kilometre kuzeyinde yer alan ve Civita Giuliana adındaki bir yerleşim bölgesinde yer alan eski bir villanın yakınında demir ve bronzdan tasarlanmış, üzerinden yaklaşık 2 bin yıl geçmesine karşın çok iyi bir şekilde korunarak bu güne kadar sağlam bir şekilde gelmiş dört tekerlekli bir tören aracı keşfedildi.

Pompeii arkeoloji sahasında araştırmalar yürüten Massimo Osanna, bulunan arabanın bölgede yapılan keşiflerde bir ilk olduğunu dile getirdi. Pompeii’de bu güne kadar yapılan araştırmalarda ulaşım ve iş amacıyla kullanılan araçlar bulunmuştu ancak tören aracı ile ilk kez karşılaşıldı.

İsrail’de yer alan dünyanın en eski dokuma sepeti

Yahudiye Çölü’nde yer alan ve yaklaşık 11 bin yıl öncesine tarihlenen, çok iyi derecede korunarak günümüze kadar gelebilmiş dokuma bir sepet ortaya çıktı.

Bulunan bu büyük sepetin içi boştu ve üzerinde yer alan kapağı da kapalıydı. Araştırmacılar sepetin içinde bulunan az miktarda toprağın sepetin içinde ne olduğuna yönelik araştırmalarda kendilerine yardımcı olacağını düşünüyor. Uzmanlara göre bulunan bu büyük dokuma sepet bu anlamda türünün en eski örneği olabilir. Geçtiğimiz aylarda gerçekleştirilen bu keşif Yahudiye Çölü’nde yer alan bir mağarada yapıldı. Sepetin hangi tarihe ait olduğunu anlamak için dört farklı yerinden numune alınarak test edildi. Araştırmayı yürüten ekip bulunan bu büyük sepetin Çanak Çömlek Öncesi Neolitik (PPN) döneminde yani yaklaşık 11 bin yıl önce üretilmiş olabileceğini düşünüyor.

Avrupa’nın ilk 3 boyutlu haritası

Yeni keşfedilen ve Tunç Çağı’na ait olduğunu düşünülen levhanın Avrupa kıtasında üç boyutlu haritalandırmanın ilk örneği olabileceği düşünülüyor.

Esasen bu eser 1900’lü yıllarda ortaya çıkarılmıştı. 2 metre genişliğe ve 1,5 metre ene sahip levha daha sonra Fransa’da yer alan bir kalenin mahzeninde tekrar gün yüzüne çıktı. Yaklaşık dört bin yıllık olduğu düşünülen taşı inceleyen arkeologlar bu levhanın Fransa’da yer alan Bretonya bölgesinin üç boyutlu olarak yapılmış bir haritası olduğunu söylüyorlar. Eğer söz konusu iddialar doğruysa bu levha Avrupa kıtasında keşfedilen en eski üç boyutlu harita olmuş olacak. Bu nedenle bu eserin coğrafya haritalandırma tarihi açısından önemi çok büyük olabilir.

Uzun yıllardır aranan Mısır’ın Kayıp Altın Şehri

Son yapılan araştırmalarda uzun yıllardır gündemde olan ve Mısır’da yer alan en büyük antik kent olduğu düşünülen Kayıp Altın Şehir gün yüzüne çıkarıldı. Konuya ilişkin görüşlerini belirten uzmanlar yapılan bu keşfin firavunun mezarının ortaya çıkarılmasından sonra yapılan en büyük keşif olduğunu dile getiriyor.

3000 yaşındaki şehir Amenhotep III dönemine inşa edildi. Konuya ilişkin görüşlerini belirten Mısır arkeolojisi üzerinde çalışmalar yürüten Dr. Zahi Hawas, Aten ismiyle anılan bu şehrin Mısır’da yer alan en büyük antik kent olduğunu söylüyor. Bulunan antik kentin tarihi uzun yıllar imparatorluğu yöneten ve Mısır’ın en güçlü firavunlarından biri olan Amenhotep III dönemine tarihleniyor. Birçok araştırma ekibinin uzun yıllardır bu şehri bulmaya çalıştığını ama bunu başaramadıklarını dile getiren Hawas yeni yürütülecek çalışmalarda birçok hazine ve iyi korunmuş mezarları bulmayı umduklarını dile getirdi.

İlyada betimlemeleri taşıyan tarihi villa

İngiltere’de yaşayan bir çiftçinin tarlasında mitolojik eserlerin babası olarak bilinen Homeros’un ünlü eseri İlyada’da yer alan sahnelerin betimlendiği Roma mimarisine uygun bir villa bulundu.

İngiltere’nin kuzeydoğusunda yer alan Rutland’da bölgesinde keşfedilen mozaik, türünün Birleşik Krallık’daki ilk örneği olarak görülüyor. Keşfedilen mozaiğin ve çevresinde yer alan villanın geç Roma döneminde yaşamış olan varlıklı bir aileye ait olduğu düşünülüyor. Villada yer alan ve yemek yemek için kullanılan bir alanın yerini oluşturan mozaik yaklaşık 11 metre genişlik ve 7 metre ene sahip. Aslında mozaikler Roma tarihinde kamu ve özel binalarda sıklıkla kullanılıyor ve özellikle mitolojik öğeler sıklıklar betimleniyordu. Ancak keşfedilen bu yeni eserde yunan mitolojisinde yer alan Troya Savaşı sonrasında Achilleus’un Hector ile olan mücadelesini içerdiği için İngiltere’de eşsiz bir eser olduğu düşünülüyor.

Bilinen en eski boncuklar

Fas’ta geçtiğimiz aylarda keşfedilen boncuklar analiz edildiğinde bu kalıntıların en az 150 bin yıl öncesine ait olduğu saptandı.

Daha önce keşfedilen benzeri eserlerde bulunan eserler yaklaşık 15 000 ila 20 000 yıl öncesine tarihlenmişti. Fas’ta yer alan Bizmoune Mağarası’nda bulunan ve tarih öncesine ait takılar, günümüzden yüzbinlerce yıl önce yaşayan insanların diğer insanların kendileri hakkında ne düşündüklerine önem verdiklerini gösteriyor.

Çalışmaya bulunan deniz kabukları, yaklaşıl 150 bin yıl öncesine tarihlendirilen bir tortu tabakasının içinde keşfedildi. Bulunan bu yeni keşifle benzeri insan faaliyetlerine ait en eski kayıt tarihini Orta Taş Devri’nden Orta Pleistosen dönemine kadar geriye çekti. Yapılan bu yeni keşifle birlikte Afrika’da yaşayan tarih öncesi insanların süslenme davranışını diğer kıtalarda yaşayan insanlardan çok daha önce yaptığını gösteriyor.

Amerika’daki ilk ayak izleri

Meksika’da bulunan fosilleşmiş ayak izleri insanlık tarihi hakkında önemli bilgiler içeriyor. Buna göre insanlar son buzul çağının yoğun olarak yaşandığı dönemde Amerika’da yaşadılar.

New Mexico’da yer alan White Sands parkında keşfedilen ayak izleri, 23 bin yıl öncesine tarihlendiriliyor ve Amerika kıtasında yaşayan insanların en eski izleri olarak nitelendiriliyor. White Sands’de yer alan bir gölün kenarında oluşan yumuşak bir çamur tabakası üzerinde keşfedilen ayak izleri radyokarbon tarihlendirme yöntemiyle incelendi. Ayak izlerine ait tarihler farklılık gösterse de en az 2 bin yıl boyunca burada insanların var olduğunu gösteriyor. Bunun yanında bulunan en eski ayak izi yaklaşık 23 bin yıl öncesine ait. Bu da yaklaşık olarak buzul çağının en yoğun yaşandığı döneme denk geliyor. Yeni keşfedilen ayak izleri bu anlamıyla Amerika kıtasındaki bilinen en eski ayak izi olma özelliğini taşıyor.

Vikingler Christopher Colombus’tan önce Amerika’ya ulaştı

Christopher Columbus Amerika’ya gelmeden yüzyıllar önce Vikinglerin bir yerleşime sahip olduğu anlaşıldı.

Yeni bir tarihleme metodu kullanan bilim insanları Vikinglerin milattan sonra 1021 yılında Kanada’da yer alan Newfoundland bölgesinde bir alana yerleştiklerini gösteriyor. Christopher Colombus’un 1492’de yeni kıtaya gelmesinden yıllar önce Avrupalıların bu bölgelere geldikleri biliniyordu. Ancak yapılan son keşifle birlikte ilk kez tam tarih hesaplaması yapılmış olundu. Bilimsel bir dergide yazan bilim insanları İskandinavyalıların yerleştiği bölgede kesilmiş odunların ağaç halkalarını incelediler. Buna göre ağacın kesilme yılı milattan sonra 1021 tarihi olarak hesaplandı.

2021 arkeoloji tarihi için önemli bir yıl oldu. Her geçen gün tarihin tozlu sayfalarından biri daha gün yüzüne çıkarıldı. 2022 yılında keşfedilecek eser ve alanlar ise heyecanla bekleniyor.

HABERNEDİYOR.COM | TAYFUR BAL - ÖZEL HABER

Yorumlar (0)
-5
parçalı bulutlu